Bursa'da otobüse binip inmek bir sanat, direkt değil. Saat 17'de Kestel'den Nilüfer'e gidiyorum, şoför frene basıyor diye duran yolcu birden öne savrulup yanımdaki kadının çantasına çarpıyor. Herkes birbirine giriyor ama kimse şoföre bir şey demez, çünkü biliyoruz ki söz açacak olsan otobüs durur, sen de iner kendi yoluna gidersin. Minibüslerin durağında beklerken adamlar koltuk dolmayıncaya kadar harekete geçmiyor, boş yere harcıyorsun zamanını. Bir keresinde Osmangazi'den Yıldırım'a gitmek için 40 dakika bekledi minibüs, şoför telefonla konuşuyor, gözü yolda değil, müşteri gelince anında kalkıyor. Metroya binersen en azından saat saatine hareket eder ama kalabalık o kadar kötü ki çantanı ön tarafına almak zorundayım, yoksa cüzdanım gidiyor. Geçen hafta saat 18'de Bursa'ya dönüş yolunda bir kadın ayakkabısını kaybetti, çıkamıyor ayakkabıyı, kimse yardım etmiyor, ben ayakkabıyı buldum zaten onda da bir ayakkabı vardı hep birlikte kafa karışıklığı. Toplu taşıma burada hızlı ama güvensiz, ucuz ama sinir bozucu.
00