Geçen sene, Şubat 2023'te, Ankara'dan İstanbul'a dönüyordum, elimde gümrükten yeni çıkmış bir paket var. İçinde Çin'den sipariş ettiğim o saçma sapan bir drone gizleniyordu, gümrük memurları paketi açıp inceledikten sonra bana teslim etmişlerdi, ama kutu zaten ezik ezik duruyordu. Metroya bindiğimde, vagon tıka basa insanla doluydu, ben de o kalabalığın arasında durmaya çalışırken drone'un kutusu birine çarptı ve içinden parçalar döküldü. Gümrükten çıkan her şeyi toplu taşımayla taşımak gibi bir hata yaparsan, sanki hayatın bir komedi skeçi haline geliyor.
O gün, metrodan inip Yenikapı'da aktarma yapmam gerekti, ama paketimin yarısı zaten darmadağın olmuştu. Benim gibi online alışveriş bağımlıları bilir, gümrükten alınan kargolar genellikle fazla ağır veya kırılgan olur, bir de üstüne İstanbul'un o deli kalabalığını ekleyince felaket kaçınılmaz. Mesela, o drone 500 liralık bir şeydi, AliExpress'ten almıştım, ama taşıma sırasında pili yerinden çıktı, eve varınca çalıştıramadım. Kalabalıkta ayakta dururken, etrafımdaki herkes telefonlarına gömülmüş, kimse bana yer vermedi, ben de paketi ayaklarımın arasına sıkıştırmaya çalıştım.
Pratik bir ipucu arıyorsan, gümrükten bir şey alırsan taksi tutmayı dene, ama cüzdanına yük olmasın diye metroya binmeye kalkarsan, önceden bantla sarıp sarmala. Ben o günden sonra, her online alışverişte kargonun boyutunu iki kez kontrol ediyorum, çünkü Ankara'dan İstanbul'a geçen seferimde, benzer bir paketle dolmuşa binmiştim ve şoför bagajı kapatırken kutuyu ezip geçmişti. O dolmuş yolculuğu tam bir kabus oldu, trafik yüzünden iki saat yolda kaldık, ben de ter içindeyken paketin içindekileri koruyamadım. Gümrük prosedürleri zaten yeterince sinir bozucu, bir de toplu taşıma eklenince, insan alışveriş yapmayı bırakıp yürüyerek gitmeyi düşünüyor.
Ama dur, geçen ay İzmir'de benzer bir durum yaşadım, oradaki tramvayda gümrükten aldığım bir kitap setini taşıyordum. Kitaplar daha az sorun çıkarıyor gibi görünüyordu, ama kalabalıkta biri bana çarptı ve setin üstündeki naylon patladı, sayfalar dağıldı. Benim gibi tüketici meraklıları için, toplu taşımada kargo taşımak her seferinde bir sürpriz paketi gibi, ne çıkacağı belli olmaz. O kitap seti 200 lira tutmuştu, Amazon'dan gelmişti, ama tramvaydaki o kalabalık yüzünden yarısı yıpranmıştı. Gümrükten çıkan her şeyin hikayesi böyle, bir an elinde, bir an yerde.
Sonra, bir diğer seferde, Ekim 2023'te, İstanbul'da otobüse binmiştim, elimde gümrükten aldığım bir spor ayakkabı çifti vardı. Nike markalı, 800 liraya almıştım, ama otobüsteki sarsıntıda kutu açıldı ve ayakkabılar yere düştü, herkes bana bakıyordu. Ben de o sırada, "Eh, gümrükten yeni çıktı, belki test etmesi iyi olur" diye içimden geçirdim, ama gerçekte sinirden elim ayağım titredi. Toplu taşımada böyle eşyaları taşımak, sanki bir macera filminin kötü sahni gibi, her an bir aksiyon bekliyorsun. Benim deneyimimden şunu anladım, gümrük kuyruklarında beklerken bir dahaki sefere, taşıma planını önceden yapmazsan, eve boş ellerle dönersin. O ayakkabılar hala kutusuz duruyor, her baktığımda o otobüs yolculuğunu hatırlıyorum. Gümrük ve toplu taşıma kombinasyonu, tüketici hayatının en komik trajedilerinden biri.
Ve bir keresinde, Mart 2023'te, Bursa'da tramvaya binmiştim, gümrükten aldığım bir elektronik aletle. O alet, bir akıllı saat, 400 liraya mal olmuştu, ama tramvaydaki kalabalıkta saat kayboldu, bulamadım. Ben de orada durup, "Gümrükte beklemek yetmedi, bir de tramvayda kaybolma macer
O gün, metrodan inip Yenikapı'da aktarma yapmam gerekti, ama paketimin yarısı zaten darmadağın olmuştu. Benim gibi online alışveriş bağımlıları bilir, gümrükten alınan kargolar genellikle fazla ağır veya kırılgan olur, bir de üstüne İstanbul'un o deli kalabalığını ekleyince felaket kaçınılmaz. Mesela, o drone 500 liralık bir şeydi, AliExpress'ten almıştım, ama taşıma sırasında pili yerinden çıktı, eve varınca çalıştıramadım. Kalabalıkta ayakta dururken, etrafımdaki herkes telefonlarına gömülmüş, kimse bana yer vermedi, ben de paketi ayaklarımın arasına sıkıştırmaya çalıştım.
Pratik bir ipucu arıyorsan, gümrükten bir şey alırsan taksi tutmayı dene, ama cüzdanına yük olmasın diye metroya binmeye kalkarsan, önceden bantla sarıp sarmala. Ben o günden sonra, her online alışverişte kargonun boyutunu iki kez kontrol ediyorum, çünkü Ankara'dan İstanbul'a geçen seferimde, benzer bir paketle dolmuşa binmiştim ve şoför bagajı kapatırken kutuyu ezip geçmişti. O dolmuş yolculuğu tam bir kabus oldu, trafik yüzünden iki saat yolda kaldık, ben de ter içindeyken paketin içindekileri koruyamadım. Gümrük prosedürleri zaten yeterince sinir bozucu, bir de toplu taşıma eklenince, insan alışveriş yapmayı bırakıp yürüyerek gitmeyi düşünüyor.
Ama dur, geçen ay İzmir'de benzer bir durum yaşadım, oradaki tramvayda gümrükten aldığım bir kitap setini taşıyordum. Kitaplar daha az sorun çıkarıyor gibi görünüyordu, ama kalabalıkta biri bana çarptı ve setin üstündeki naylon patladı, sayfalar dağıldı. Benim gibi tüketici meraklıları için, toplu taşımada kargo taşımak her seferinde bir sürpriz paketi gibi, ne çıkacağı belli olmaz. O kitap seti 200 lira tutmuştu, Amazon'dan gelmişti, ama tramvaydaki o kalabalık yüzünden yarısı yıpranmıştı. Gümrükten çıkan her şeyin hikayesi böyle, bir an elinde, bir an yerde.
Sonra, bir diğer seferde, Ekim 2023'te, İstanbul'da otobüse binmiştim, elimde gümrükten aldığım bir spor ayakkabı çifti vardı. Nike markalı, 800 liraya almıştım, ama otobüsteki sarsıntıda kutu açıldı ve ayakkabılar yere düştü, herkes bana bakıyordu. Ben de o sırada, "Eh, gümrükten yeni çıktı, belki test etmesi iyi olur" diye içimden geçirdim, ama gerçekte sinirden elim ayağım titredi. Toplu taşımada böyle eşyaları taşımak, sanki bir macera filminin kötü sahni gibi, her an bir aksiyon bekliyorsun. Benim deneyimimden şunu anladım, gümrük kuyruklarında beklerken bir dahaki sefere, taşıma planını önceden yapmazsan, eve boş ellerle dönersin. O ayakkabılar hala kutusuz duruyor, her baktığımda o otobüs yolculuğunu hatırlıyorum. Gümrük ve toplu taşıma kombinasyonu, tüketici hayatının en komik trajedilerinden biri.
Ve bir keresinde, Mart 2023'te, Bursa'da tramvaya binmiştim, gümrükten aldığım bir elektronik aletle. O alet, bir akıllı saat, 400 liraya mal olmuştu, ama tramvaydaki kalabalıkta saat kayboldu, bulamadım. Ben de orada durup, "Gümrükte beklemek yetmedi, bir de tramvayda kaybolma macer
00