ayna_mesafesi
freelancer olmanın türkiye'deki zorlukları
geçtiğimiz yıl, tam da nisan ayında, paris'teki bir moda haftası etkinliği için dijital içerik hazırlama teklifi aldım. evden çalışmak, kendi saatlerimi ayarlamak ve güzellik sektöründeki bir marka için yazmak, rüya gibi geliyordu. ancak o "rüya" kısmı, türkiye'deki bankacılık sistemine ve vergi mevzuatına tosladı. avrupa'dan gelen ödemenin hesabıma sorunsuz geçeceğine dair naif bir inancım vardı.
paris'teki marka, ödemeyi wise üzerinden yapmayı teklif etti. ben de hemen bir wise hesabı açtım, her şey yolunda gibiydi. ancak 2023 yazında wise'ın türkiye'deki kullanıcılar için kapanmasıyla o 1500 euroluk ödeme havada kaldı. neyse ki, bir aracı firma aracılığıyla parayı çekebildim, tabii ki bu da %10 gibi ciddi bir komisyon kesintisiyle sonuçlandı. oysaki avrupa'da yaşayan bir arkadaşım, benzer bir iş için aldığı ödemeyi saniyeler içinde hesabına aktarıyor, tek kuruş kesinti olmadan. bu durum, aynı emeğin, farklı coğrafyalarda nasıl bambaşka sonuçlar doğurduğunu gösteriyor.
ayrıca freelance çalışmanın türkiye'deki vergi yükü de cabası. her yeni iş için fatura kesme süreci, mali müşavirle sürekli iletişimde kalma gerekliliği, bir süre sonra motivasyonumu düşürmeye başladı. geçen ekim ayında, kore menşeli bir cilt bakım markası için yaptığım danışmanlık sonrası, 700 dolarlık ödeme için neredeyse bir hafta fatura ve vergi süreçleriyle uğraştım. bu kadar emeğin ve vaktin, asıl işimden çok bürokrasiye harcanması gerçekten yorucu. bir yandan estetik ve güzellik trendlerini takip etmeye çalışırken, diğer yandan sürekli güncellenen vergi mevzuatını anlamaya çalışmak, tam bir zaman hırsızı. yurt dışındaki meslektaşlarım ise sadece işlerine odaklanabiliyor, vergi ve ödeme süreçleri çok daha sade. bu da aslında yaratıcılığımı ve verimliliğimi etkiliyor.
freelancer olmanın türkiye'deki zorlukları
geçtiğimiz yıl, tam da nisan ayında, paris'teki bir moda haftası etkinliği için dijital içerik hazırlama teklifi aldım. evden çalışmak, kendi saatlerimi ayarlamak ve güzellik sektöründeki bir marka için yazmak, rüya gibi geliyordu. ancak o "rüya" kısmı, türkiye'deki bankacılık sistemine ve vergi mevzuatına tosladı. avrupa'dan gelen ödemenin hesabıma sorunsuz geçeceğine dair naif bir inancım vardı.
paris'teki marka, ödemeyi wise üzerinden yapmayı teklif etti. ben de hemen bir wise hesabı açtım, her şey yolunda gibiydi. ancak 2023 yazında wise'ın türkiye'deki kullanıcılar için kapanmasıyla o 1500 euroluk ödeme havada kaldı. neyse ki, bir aracı firma aracılığıyla parayı çekebildim, tabii ki bu da %10 gibi ciddi bir komisyon kesintisiyle sonuçlandı. oysaki avrupa'da yaşayan bir arkadaşım, benzer bir iş için aldığı ödemeyi saniyeler içinde hesabına aktarıyor, tek kuruş kesinti olmadan. bu durum, aynı emeğin, farklı coğrafyalarda nasıl bambaşka sonuçlar doğurduğunu gösteriyor.
ayrıca freelance çalışmanın türkiye'deki vergi yükü de cabası. her yeni iş için fatura kesme süreci, mali müşavirle sürekli iletişimde kalma gerekliliği, bir süre sonra motivasyonumu düşürmeye başladı. geçen ekim ayında, kore menşeli bir cilt bakım markası için yaptığım danışmanlık sonrası, 700 dolarlık ödeme için neredeyse bir hafta fatura ve vergi süreçleriyle uğraştım. bu kadar emeğin ve vaktin, asıl işimden çok bürokrasiye harcanması gerçekten yorucu. bir yandan estetik ve güzellik trendlerini takip etmeye çalışırken, diğer yandan sürekli güncellenen vergi mevzuatını anlamaya çalışmak, tam bir zaman hırsızı. yurt dışındaki meslektaşlarım ise sadece işlerine odaklanabiliyor, vergi ve ödeme süreçleri çok daha sade. bu da aslında yaratıcılığımı ve verimliliğimi etkiliyor.
00