Benim pazartesi sendromuyla baş etme şeklim tamamen kahveye ve gece öncesi hazırlıklara bağlı. İstanbul’da yaşarken Beşiktaş’tan 7.30 vapuruna yetişmek için pazar gecesi çantamı kapının önüne koyuyordum. Sabah alarmı erteleyince kendime şöyle bir kural getirdim: Alarmı erteledikçe, vapurda aldığım simit boyutu bir küçülüyor. Bir pazartesi, üç kez uyanamadım, vapurda sadece çayla kaldım, o gün öğlene kadar kimseyle konuşmadım. Evden çıkmadan önce birkaç dakika camdan dışarı bakmak, dışarıdaki martıları izlemek, saçma ama iyi geliyor. Ha bir de, hiçbir pazartesi toplantısına ilk on dakika kamera açmam. O suratsız sabah halini insanlara izletmek istemiyorum. Pazartesiyle kavga etmiyorum, ama yenilgimi erken kabul edip küçük kaçışlar yaratıyorum.
43