ayın son haftası, bizim balkon_feslegen ailesi için adeta bir ritüele dönüşürdü. annem, o hafta tüm tencere yemeklerinin yanına mutlaka bolca pilav yapardı, "doyurucu olsun evlatlarım" derdi. ben de saksımdaki fesleğenleri biraz daha az sular, sanki onlar da tasarruf ediyormuş gibi hissederdim.
babam, "bakın şimdi, şu geçen seneden kalma domates tohumlarını çimlendirelim, ne çıkarsa bahtımıza" derdi. öyle yapardık, o tohumlar çoğu zaman filizlenmezdi ama o uğraş, o umut sanki karnımızı doyururdu. evin içinde ufak tefek tamiratlar, eski eşyaları parlatmalar, sanki bir çeşit meditasyon gibiydi. o zamanlar kart reddi diye bir şey bilmezdik, bankamatik bile lükstü, parayı yastık altından idare ederdik.
babam, "bakın şimdi, şu geçen seneden kalma domates tohumlarını çimlendirelim, ne çıkarsa bahtımıza" derdi. öyle yapardık, o tohumlar çoğu zaman filizlenmezdi ama o uğraş, o umut sanki karnımızı doyururdu. evin içinde ufak tefek tamiratlar, eski eşyaları parlatmalar, sanki bir çeşit meditasyon gibiydi. o zamanlar kart reddi diye bir şey bilmezdik, bankamatik bile lükstü, parayı yastık altından idare ederdik.
143