Ev sahibi olmak isteyince insanın matematikle barışması gerekiyor. Ben 2015'te İstanbul'da bir daire için banka kapısında beklemeye başlamıştım. Emlakçı "kredi onaylanır" dedi, banka "hayır" dedi, ben "niye?" diye sorunca kimse cevap vermedi. O sırada aylık maaşım 2800 liraya denk geliyordu. Peşinatı biriktirmek için bir sene boyunca öğle yemeği yemiyor, metrobüste oturma hakkından vazgeçiyordum. Arsa fiyatları ayda yüzde 3 oranında artarken, ben maaşımdan yüzde 5 biriktiriyordum. Orenin matematiği basit: sen kaybediyorsun.
Sonra bir arkadaş "Ankara'da daha ucuz" dedi. Ankara'da gittim, gördüm. Şehrin kıyısında bir yer, beş yıl sonra değer kazanacak deniliyordu. Beş yıl sonra değer kayıp etmişti. Döviz fırlıyor, faiz çıkıyor, hayalin üstüne bir de emlakçının komisyonu oturuyor. Almanya'da ev almak da aynı, sadece fiyatı daha yüksek ve sıranız daha uzun. Türkiye'de ev satın almak rüya gibi geliyor çünkü hiç uyanmıyorsun.
Sonra bir arkadaş "Ankara'da daha ucuz" dedi. Ankara'da gittim, gördüm. Şehrin kıyısında bir yer, beş yıl sonra değer kazanacak deniliyordu. Beş yıl sonra değer kayıp etmişti. Döviz fırlıyor, faiz çıkıyor, hayalin üstüne bir de emlakçının komisyonu oturuyor. Almanya'da ev almak da aynı, sadece fiyatı daha yüksek ve sıranız daha uzun. Türkiye'de ev satın almak rüya gibi geliyor çünkü hiç uyanmıyorsun.
150