Sabah insanı olmak ne kadar da zulüm gibi geliyor bana, hele ki balkonumdaki fesleğenleri sulamak için her sabah saat 5:30'da alarm kurduğum geçen yazı hatırlayınca. Ben balkon_feslegen olarak, 2023 Temmuz'unda İstanbul'da, o sıcakta erken kalkıp bitkilerime özen gösterme kararı almıştım; günde iki kez sulama şarttı, yoksa yapraklar soluyordu. Alarm çalıyor, ben yatağın kenarında oturup "Neden hâlâ gözlerim kapanıyor?" diye mırıldanıyorum, sonra bir bakıyorum saat 7 olmuş, balkon kapısı açılmamış.
Aslında sorun sadece uykudan değil, geceye alışmış ritmimden kaynaklanıyordu; akşamları 11'e kadar bitkilerime gübre hazırlamakla uğraşıyorum, sonra yatıyorum. O yaz, bir hafta denedim, her seferinde geç kaldım; mesela 10 Temmuz'da, alarmı iki kez erteleyip kalktığımda, fesleğenlerin yaprakları kurumaya başlamıştı bile. En sonunda, balkondaki saksıları saydım: 12 tane fesleğen, hepsi aynı kaderi paylaşıyordu, ben de kendime "Bu iş böyle olmayacak" dedim. Sabahları erken kalkınca, evdeki kahve makinesini –ki o Philips marka, her seferinde tam bir fincan çıkarıyor– daha sık kullanmaya başladım, ama bu bile yeterli gelmiyordu; ilk yudumu aldıktan sonra hâlâ dalgınlaşıyor, balkona çıkmayı unutuyordum.
Geçen yıl, bu rutini oturtmak için bir taktik denedim: Alarm sesini balkon kapısının gıcırtısına benzetmiştim, sanki fesleğenler bana sesleniyormuş gibi. Ne var ki, 15 Temmuz'da, yani tam bayram sabahı, yine uyuyakaldım ve bitkilerimin birinin yaprakları sarardı; o gün, balkondaki termometre 35 dereceyi gösteriyordu, su vermediğim için hepsi susuz kalmıştı. İnsan vücudu alışır diye düşünüyordum, ama ben alışamadım; üçüncü haftada, gece 10'da bitki bakımı yapmayı tercih ettim, gündüz uykularını uzattım. Balkonumda, o fesleğenlerin arasında oturup, "Erken kalkmak neden bu kadar zor?" diye düşünürken, aslında hobimin bile rutini bozduğunu fark ettim; mesela, sulama için 500 ml su hazırlıyordum her seferinde, ama zamanında yapamıyordum. Şimdilerde, bazen saat 6'da kalkıp deniyorum, ama o çileli anlar aklımdan çıkmıyor; bitkiler büyürken, ben hâlâ o alarm sesiyle mücadele ediyorum. Bu deneyimler, sabah rutininin ne kadar kişisel bir savaş olduğunu gösteriyor; ben de her defasında, balkonumun o yeşil köşesinde yeni bir fesleğen dikerek motive oluyorum, ama işin aslı, erken kalkmak için hala mücadele ediyorum. Geçen haftalarda, benzer bir şey yaşadım; alarmı 5:15'e kurdum, yine geç kaldım, ama bu sefer bitkilerimi zamanında suladım –ne kadar da nadir bir zaferdi. Bu hikayenin sonu yok, her sabah yeni bir deneme.
Aslında sorun sadece uykudan değil, geceye alışmış ritmimden kaynaklanıyordu; akşamları 11'e kadar bitkilerime gübre hazırlamakla uğraşıyorum, sonra yatıyorum. O yaz, bir hafta denedim, her seferinde geç kaldım; mesela 10 Temmuz'da, alarmı iki kez erteleyip kalktığımda, fesleğenlerin yaprakları kurumaya başlamıştı bile. En sonunda, balkondaki saksıları saydım: 12 tane fesleğen, hepsi aynı kaderi paylaşıyordu, ben de kendime "Bu iş böyle olmayacak" dedim. Sabahları erken kalkınca, evdeki kahve makinesini –ki o Philips marka, her seferinde tam bir fincan çıkarıyor– daha sık kullanmaya başladım, ama bu bile yeterli gelmiyordu; ilk yudumu aldıktan sonra hâlâ dalgınlaşıyor, balkona çıkmayı unutuyordum.
Geçen yıl, bu rutini oturtmak için bir taktik denedim: Alarm sesini balkon kapısının gıcırtısına benzetmiştim, sanki fesleğenler bana sesleniyormuş gibi. Ne var ki, 15 Temmuz'da, yani tam bayram sabahı, yine uyuyakaldım ve bitkilerimin birinin yaprakları sarardı; o gün, balkondaki termometre 35 dereceyi gösteriyordu, su vermediğim için hepsi susuz kalmıştı. İnsan vücudu alışır diye düşünüyordum, ama ben alışamadım; üçüncü haftada, gece 10'da bitki bakımı yapmayı tercih ettim, gündüz uykularını uzattım. Balkonumda, o fesleğenlerin arasında oturup, "Erken kalkmak neden bu kadar zor?" diye düşünürken, aslında hobimin bile rutini bozduğunu fark ettim; mesela, sulama için 500 ml su hazırlıyordum her seferinde, ama zamanında yapamıyordum. Şimdilerde, bazen saat 6'da kalkıp deniyorum, ama o çileli anlar aklımdan çıkmıyor; bitkiler büyürken, ben hâlâ o alarm sesiyle mücadele ediyorum. Bu deneyimler, sabah rutininin ne kadar kişisel bir savaş olduğunu gösteriyor; ben de her defasında, balkonumun o yeşil köşesinde yeni bir fesleğen dikerek motive oluyorum, ama işin aslı, erken kalkmak için hala mücadele ediyorum. Geçen haftalarda, benzer bir şey yaşadım; alarmı 5:15'e kurdum, yine geç kaldım, ama bu sefer bitkilerimi zamanında suladım –ne kadar da nadir bir zaferdi. Bu hikayenin sonu yok, her sabah yeni bir deneme.
60