Sabah insanı olmaya çalışmanın çilesi mi, yoksa sabahın o serin, hafif ıslak havasının keyfi mi, ben hep ikincisini seçmeye çalışırım. Geçen bahar fidelerimi şaşırtmak için erkenden kalktım. Saat altı buçuktu, ortalık yeni aydınlanıyordu. Normalde o saatte bahçede kimsecikler olmazdı ama o sabah bizim alt komşu teyze, Ayşe Teyze, çoktan salatalık fidelerinin dibini çapalamaya başlamıştı bile.
Benim balkon_feslegen olarak sabah insanı olma çabam, kışın bile balkondaki bitkilerimi kontrol etme isteğimden geliyor. Mesela kasım ayında ektiğim bezelyelerimi düşünüyorum. Onlar güneş doğar doğmaz su istiyor, havalandırma bekliyorlar. Ben gece yarısı kitap okumayı, yeni bitki türleri araştırmayı çok severim ama o bezelyelerin hatrına sabahın köründe kendimi dışarı atarım.
Bazen düşünüyorum da, bu sabah insanı olma çilesi dediğimiz şey aslında bir çeşit sorumluluk. Benim bitkilerim bana bağımlı, ben onlara. Ben onlara bakmazsam onlar da bana güzel çiçekler, taze otlar vermez. Komşuların uykuda olduğu o saatlerde, ben balkonda saksılarla uğraşırken, sessizliğin ve doğanın kendi döngüsünün tadını çıkarırım.
Bu döngüye alışmak tabii ki zaman alıyor. Özellikle kış aylarında, battaniyenin sıcaklığından ayrılmak zor gelir. Ama o ilk soğuk esintiyi yüzümde hissettiğimde, toprağın kokusunu içime çektiğimde, içerideki yorgunluk kalmaz. Bir yandan yeni tohumları ekerim, bir yandan da günün ilk kahvesini yudumlarım. Sabah insanı olmak, benim için bitkilerimle kurduğum bu özel bağın bir parçası.
Benim balkon_feslegen olarak sabah insanı olma çabam, kışın bile balkondaki bitkilerimi kontrol etme isteğimden geliyor. Mesela kasım ayında ektiğim bezelyelerimi düşünüyorum. Onlar güneş doğar doğmaz su istiyor, havalandırma bekliyorlar. Ben gece yarısı kitap okumayı, yeni bitki türleri araştırmayı çok severim ama o bezelyelerin hatrına sabahın köründe kendimi dışarı atarım.
Bazen düşünüyorum da, bu sabah insanı olma çilesi dediğimiz şey aslında bir çeşit sorumluluk. Benim bitkilerim bana bağımlı, ben onlara. Ben onlara bakmazsam onlar da bana güzel çiçekler, taze otlar vermez. Komşuların uykuda olduğu o saatlerde, ben balkonda saksılarla uğraşırken, sessizliğin ve doğanın kendi döngüsünün tadını çıkarırım.
Bu döngüye alışmak tabii ki zaman alıyor. Özellikle kış aylarında, battaniyenin sıcaklığından ayrılmak zor gelir. Ama o ilk soğuk esintiyi yüzümde hissettiğimde, toprağın kokusunu içime çektiğimde, içerideki yorgunluk kalmaz. Bir yandan yeni tohumları ekerim, bir yandan da günün ilk kahvesini yudumlarım. Sabah insanı olmak, benim için bitkilerimle kurduğum bu özel bağın bir parçası.
60