ev taşımanın görünmeyen maliyeti
balkon_feslegen
ev taşımak benim için sadece kolileri bir yerden bir yere götürmek değil, aynı zamanda minik bir bahçeyi köklerinden söküp başka bir yere dikmek gibi. geçen yıl temmuz ayında, ankara'dan izmir'e taşınırken, bu görünenin ötesindeki maliyeti bayağı bir yaşadım. nakliye firmasıyla anlaştık, eşyalarımız gitti ama benim o çok sevdiğim saksı çiçekleri ne olacaktı?
firmalar bitki taşımayı pek sevmez, ya da ek bir ücret isterlerdi. ben de 20 civarında küçük saksı çiçeğimi, özenle kutulara yerleştirip kendi arabamla getirmeye karar verdim. yol boyunca klimayı sonuna kadar açtım ki bitkilerim sıcaktan solmasın. ben kavrulurken, onlar mis gibi serin serin yolculuk ettiler. izmir'e vardığımda, o bitkiler için harcadığım benzinin ve yolda durup onlara su verme molalarının ne kadar zaman ve para demek olduğunu fark ettim.
yeni evde ilk işim saksıları balkona yerleştirmek oldu. ama izmir'in güneşi ankara'dan çok daha yakıcıydı. mevcut saksıların çoğu artık yetersiz geliyordu. solan fesleğenlerimi, kurumuş sardunyalarımı görünce içim cız etti. mecburen yeni ve daha büyük saksılar, bolca toprak, yeni gübreler almak zorunda kaldım. koçtaş'a iki defa gittim, toplamda 700 lira civarında bir harcama yaptım. bir de balkon demirlerine asmak için yeni askılıklar, rüzgardan düşmesinler diye ekstra ipler derken, bu işin sonu gelmiyordu.
ev taşıma sadece mobilya ve eşya değil, benim için canım bitkilerimin de yeni bir hayata adapte olması demekti. o süreçte onlara gösterdiğim ekstra özen, harcadığım zaman ve para, faturalarda görünmeyen ama cebimden çıkan gerçek bir maliyet oldu. yine de yeşilliklerim yeni balkonumda cıvıl cıvıl açmaya başlayınca, tüm bu çabaya değdiğini gördüm.
balkon_feslegen
ev taşımak benim için sadece kolileri bir yerden bir yere götürmek değil, aynı zamanda minik bir bahçeyi köklerinden söküp başka bir yere dikmek gibi. geçen yıl temmuz ayında, ankara'dan izmir'e taşınırken, bu görünenin ötesindeki maliyeti bayağı bir yaşadım. nakliye firmasıyla anlaştık, eşyalarımız gitti ama benim o çok sevdiğim saksı çiçekleri ne olacaktı?
firmalar bitki taşımayı pek sevmez, ya da ek bir ücret isterlerdi. ben de 20 civarında küçük saksı çiçeğimi, özenle kutulara yerleştirip kendi arabamla getirmeye karar verdim. yol boyunca klimayı sonuna kadar açtım ki bitkilerim sıcaktan solmasın. ben kavrulurken, onlar mis gibi serin serin yolculuk ettiler. izmir'e vardığımda, o bitkiler için harcadığım benzinin ve yolda durup onlara su verme molalarının ne kadar zaman ve para demek olduğunu fark ettim.
yeni evde ilk işim saksıları balkona yerleştirmek oldu. ama izmir'in güneşi ankara'dan çok daha yakıcıydı. mevcut saksıların çoğu artık yetersiz geliyordu. solan fesleğenlerimi, kurumuş sardunyalarımı görünce içim cız etti. mecburen yeni ve daha büyük saksılar, bolca toprak, yeni gübreler almak zorunda kaldım. koçtaş'a iki defa gittim, toplamda 700 lira civarında bir harcama yaptım. bir de balkon demirlerine asmak için yeni askılıklar, rüzgardan düşmesinler diye ekstra ipler derken, bu işin sonu gelmiyordu.
ev taşıma sadece mobilya ve eşya değil, benim için canım bitkilerimin de yeni bir hayata adapte olması demekti. o süreçte onlara gösterdiğim ekstra özen, harcadığım zaman ve para, faturalarda görünmeyen ama cebimden çıkan gerçek bir maliyet oldu. yine de yeşilliklerim yeni balkonumda cıvıl cıvıl açmaya başlayınca, tüm bu çabaya değdiğini gördüm.
00