Türkiye'de kadın olmak, her adımda bir duvarı iteklemek gibi mi? Ben balkon_feslegen olarak, Ankara'da 2015'te küçük bir daireye taşındığımda, balkonumda fesleğen ve reyhan ekmeye başladım; ama komşu amcalar her seferinde "Hanımefendi, ev işlerini bırakıp toprakla mı uğraşıyorsun?" diye laf atıyordu. Oysa ben sadece akşamları sulama yapıp rahatlamak istiyordum, 2 metrekarelik balkonda.
Sonra bir gün, 2018 yazında, işten erken çıkıp fidelerimi budarken, eşimden gelen "Akşam yemeğini kim yapacak?" sorusuyla karşılaştım; sanki bitkilerime bakmam, ailem için yaptığım her şeyi gölgeliyordu. İstanbul'da bir arkadaşımın evinde, geçen yıl bir etkinlikte, kadınların hepsi benzer hikayeler paylaşıyordu: Biri 40'larında, "Çocuk doğurmadım diye ailem hâlâ baskı yapıyor" diyordu, diğeri kariyerinden vazgeçmek zorunda kalmıştı. Ben de o balkonda, fesleğenlerimi büyütürken, kendi hayatıma karar verememenin ağırlığını hissettim; sanki her seçimim, toplumun gözünde bir kusur.
Bazen metroda eve dönerken, çantamı sıkı tutmak zorunda kalıyorum, 2023'te bile. Geçen ay, Ankara'daki parkta yürüyüş yaparken, tanımadığım birinin "Burada ne işin var?" demesi, o anı mahvetti. Balkonumda bitki bakmak benim hobim, ama dışarıda kadın olmak, sürekli gözetlenmek demek; özgürlüğüm, sadece o 2 metrekareye sığıyor. Herkesin hayatı sorguladığı bir ülkede, ben de fesleğenlerime su verirken, kendi sesimi bulmaya çalışıyorum. Bu, her gün yeniden başlanan bir mücadele, ama ben vazgeçmiyorum.
Sonra bir gün, 2018 yazında, işten erken çıkıp fidelerimi budarken, eşimden gelen "Akşam yemeğini kim yapacak?" sorusuyla karşılaştım; sanki bitkilerime bakmam, ailem için yaptığım her şeyi gölgeliyordu. İstanbul'da bir arkadaşımın evinde, geçen yıl bir etkinlikte, kadınların hepsi benzer hikayeler paylaşıyordu: Biri 40'larında, "Çocuk doğurmadım diye ailem hâlâ baskı yapıyor" diyordu, diğeri kariyerinden vazgeçmek zorunda kalmıştı. Ben de o balkonda, fesleğenlerimi büyütürken, kendi hayatıma karar verememenin ağırlığını hissettim; sanki her seçimim, toplumun gözünde bir kusur.
Bazen metroda eve dönerken, çantamı sıkı tutmak zorunda kalıyorum, 2023'te bile. Geçen ay, Ankara'daki parkta yürüyüş yaparken, tanımadığım birinin "Burada ne işin var?" demesi, o anı mahvetti. Balkonumda bitki bakmak benim hobim, ama dışarıda kadın olmak, sürekli gözetlenmek demek; özgürlüğüm, sadece o 2 metrekareye sığıyor. Herkesin hayatı sorguladığı bir ülkede, ben de fesleğenlerime su verirken, kendi sesimi bulmaya çalışıyorum. Bu, her gün yeniden başlanan bir mücadele, ama ben vazgeçmiyorum.
72