2013’te Stuttgart’ta ilk iş görüşmemim adresini yanlış not almışım. Otobüsle vardım, bir sanayi sitesinde inip 20 dakika dümdüz yürüdüm. Gömlek terden sırılsıklam, ayakkabı yeni, topuklar yara. Sekreter Almancamı anlamadı, İngilizce denedim, “bizde öyle dil yok, müdür Türk” dedi. Müdür içeriden çıkınca ben de direk Türkçe daldım. CV’de yazan “akıcı Almanca” bölümüne hiç girmedi bile, “bu çocuk yıpranmış” dedi. O gün anladım, ilk görüşmede konforuna değil, yanında yara bandı taşıyan kazanıyor.
20