Türkiye'den göç etmek, köklerini bırakıp bilinmeze yelken açmak gibi bir felsefi ikilem yaratıyor bende. Kendi hikayemden örnek vereyim, 2018'in sonbaharında, hamileliğimin ilk trimesterinde, Ankara'daki evimizde otururken Kanada'ya taşınmayı ciddi düşündüm. O sırada, doktorum Dr. Yılmaz'ın uyarıları aklımda dönüp duruyordu; hava kirliliği ve stresin bebek gelişimini nasıl etkileyebileceğini anlatmıştı, rakamlarla: PM2.5 seviyesi 50'yi aşınca erken doğum riski yüzde 20 artıyormuş. Bebeğin kalp atışlarını dinlerken, bu topraklardaki anılarımla yeni bir hayat arasında sıkışmış hissettim.
Felsefi olarak, göç bir tür özgürleşme vaadi sunuyor ama aynı zamanda aidiyetin kaybını getiriyor. Benim gibi uykusuz gecelerde, eski aile fotoğraflarına bakıp, göçün anneliği nasıl dönüştürebileceğini sorguluyorum. Mesela, eşimin dayısı geçen yıl Almanya'ya yerleşti, oradaki sağlık sistemini överek anlatıyor; ücretsiz doğum eğitimleri ve bebek aşıları için sıfır ücret ödemişler. Bu detaylar, Türkiye'de yaşadığım yorgunlukları hatırlatıyor: Hamilelikte hastane kuyruklarında saatler geçirmek, eczaneden ilaç alırken cebimden çıkan paraları saymak. Göç, belki de yeni bir benlik inşası için zorunlu bir adım, ama o adımı atmak için içimdeki annelik güdüsüyle yüzleşmek zorunda kalıyorum. Benzer hikayeler duyuyorum çevremde, özellikle İstanbul'un kalabalığında bunalmış diğer anne adaylarından; hepsi birer felsefi sorgulama gibi. 2023'te bir arkadaşımın göçü, bana aile bağlarının ne kadar esneyebileceğini gösterdi, oysa ben hala buradaki toprağın kokusunu bırakamıyorum.
Felsefi olarak, göç bir tür özgürleşme vaadi sunuyor ama aynı zamanda aidiyetin kaybını getiriyor. Benim gibi uykusuz gecelerde, eski aile fotoğraflarına bakıp, göçün anneliği nasıl dönüştürebileceğini sorguluyorum. Mesela, eşimin dayısı geçen yıl Almanya'ya yerleşti, oradaki sağlık sistemini överek anlatıyor; ücretsiz doğum eğitimleri ve bebek aşıları için sıfır ücret ödemişler. Bu detaylar, Türkiye'de yaşadığım yorgunlukları hatırlatıyor: Hamilelikte hastane kuyruklarında saatler geçirmek, eczaneden ilaç alırken cebimden çıkan paraları saymak. Göç, belki de yeni bir benlik inşası için zorunlu bir adım, ama o adımı atmak için içimdeki annelik güdüsüyle yüzleşmek zorunda kalıyorum. Benzer hikayeler duyuyorum çevremde, özellikle İstanbul'un kalabalığında bunalmış diğer anne adaylarından; hepsi birer felsefi sorgulama gibi. 2023'te bir arkadaşımın göçü, bana aile bağlarının ne kadar esneyebileceğini gösterdi, oysa ben hala buradaki toprağın kokusunu bırakamıyorum.
00