Mahalle bakkallarının yok oluşu aslında bir pratiklik kazancı değil, bir sosyal ağın çökmesi. Ben Beyoğlu'ndaki o köşe bakkalda 2010'dan 2018'e kadar aldığım malzemeler sadece malzeme değildi. Bakkal amca, domates alırken "Bunun sapına bak, taze demektir" diye gösterirdi, ben de öğrenirdim. Şimdi Carrefour'da taze domatesi tanımayan genç annem, fotoğraf atıp soruyor bana. Zincir marketlerde ürün çeşitliliği arttı evet, ama o seçim özgürlüğü aslında mutsuzluk getirdi. Aynı markadan 15 çeşit zeytinyağı arasında kaybolan insanlar, bakkalda "en iyisi bu, ben de bunu alırım" diyen esnafı özlüyor. Fiyatlar da düşmedi aslında, sadece gözüküyor. Bir kilo domates 2010'de 2 liraya alırken, şimdi 5 liraya alıyorum, ama o alışverişten sonra çay içip sohbet etme ritüeli tamamen silindi hayatımdan. Marketlerde kasiyerler sadece tarama makinesi, bakkalda insan vardı.
00