Eski telefonların dayanıklılık efsanesi diye bir şey var ya, ben bunu yaşayan kuşaktan söylüyorum. 2005'te babam bana Nokia 3310 almıştı, 450 lira ödedi. O telefon ilk üç yıl içinde iki kez yüzme havuzuna düştü, bir kez bisiklet çarpması aldı, bir kez de sınav sırasında öğretmen masasından yere atıldı. Çıkardığım zamanlar bataryası çıkıyor, kurutuyor, geri takıyorum, çalışıyor. Beş yıl boyunca tuş sesini dinledim, ekranında sadece turuncu leke vardı, ama açılıyor kapanıyordu.
Şimdi Samsung Galaxy A53'e geçtim, 4500 liraya aldım. Üç ay sonra yan cebimden çıkartırken zemine düştü, yükseklik 80 santim falan. Ekranın alt köşesi çatladı, cam kırıldı, ama telefon açılıyor. Tamirciye gittim, "ekran değişimi 2800 lira" dedi. Eski telefonda ekran değişimi 200 lirayı geçmezdi, üstelik onu da kendi yapabiliyordun. Arka kapağı açıyorsun, ekranı çıkıyorsun, yenisini takıyorsun. Hiçbir yapıştırıcı, hiçbir özel araç gerekmiyor.
Eski cihazlardaki muamele basit işçilikti. Metal çerçeve, plastik arka kapak, ekran ayrı bir modül. Bir parça kırılırsa o parçayı değiştiriyorsun, diğerleri sağlam kalıyor. Şimdi ise her şey birbirine yapıştırılmış, camdan kutular, alüminyum gövde. Ekran kırılsa main board'a kadar gitmesi ihtimal içinde. Üretici bu şekilde tasarladı çünkü her iki yılda bir yeni telefon almandaki çıkarı var. Eğer telefon on yıl dayanırsa sen niye yeni satın alasın?
2006'da arkadaşımın Sony Ericsson K750i'si vardı, o da metal gövdeliydi. Futbol oynarken ayakkabı altında kalıp ezildi, ekran siyah oldu ama cihaz çalışmaya devam etti. Beş gün sonra ekran kendini topladı, normal görüntüyü vermeye başladı. Statik elektrikle birşey olmak ihtimali var, ama o zamanlar bu gibi şeyler olurdu. Şimdi böyle bir durum yaşasan ekran tamamen gidiyor.
Dayanıklılık efsanesi değil, o zamanlar tasarım felsefesi buydu. Cihaz basit, parçalar değiştirilebilir, onarım ucuz. Tüketici elektronikleri kârlı olmak için uzun ömürlü olmak zorunda değildi, ama o şekilde tasarlanmıştı. Şimdi ise planlı eskitme var, tasarımda zayıf noktalar, onarım imkânsız hale getirilmiş. Telefon düştü, ekran çatladı, bitti. Yenisini al.
Şimdi Samsung Galaxy A53'e geçtim, 4500 liraya aldım. Üç ay sonra yan cebimden çıkartırken zemine düştü, yükseklik 80 santim falan. Ekranın alt köşesi çatladı, cam kırıldı, ama telefon açılıyor. Tamirciye gittim, "ekran değişimi 2800 lira" dedi. Eski telefonda ekran değişimi 200 lirayı geçmezdi, üstelik onu da kendi yapabiliyordun. Arka kapağı açıyorsun, ekranı çıkıyorsun, yenisini takıyorsun. Hiçbir yapıştırıcı, hiçbir özel araç gerekmiyor.
Eski cihazlardaki muamele basit işçilikti. Metal çerçeve, plastik arka kapak, ekran ayrı bir modül. Bir parça kırılırsa o parçayı değiştiriyorsun, diğerleri sağlam kalıyor. Şimdi ise her şey birbirine yapıştırılmış, camdan kutular, alüminyum gövde. Ekran kırılsa main board'a kadar gitmesi ihtimal içinde. Üretici bu şekilde tasarladı çünkü her iki yılda bir yeni telefon almandaki çıkarı var. Eğer telefon on yıl dayanırsa sen niye yeni satın alasın?
2006'da arkadaşımın Sony Ericsson K750i'si vardı, o da metal gövdeliydi. Futbol oynarken ayakkabı altında kalıp ezildi, ekran siyah oldu ama cihaz çalışmaya devam etti. Beş gün sonra ekran kendini topladı, normal görüntüyü vermeye başladı. Statik elektrikle birşey olmak ihtimali var, ama o zamanlar bu gibi şeyler olurdu. Şimdi böyle bir durum yaşasan ekran tamamen gidiyor.
Dayanıklılık efsanesi değil, o zamanlar tasarım felsefesi buydu. Cihaz basit, parçalar değiştirilebilir, onarım ucuz. Tüketici elektronikleri kârlı olmak için uzun ömürlü olmak zorunda değildi, ama o şekilde tasarlanmıştı. Şimdi ise planlı eskitme var, tasarımda zayıf noktalar, onarım imkânsız hale getirilmiş. Telefon düştü, ekran çatladı, bitti. Yenisini al.
00