Annemin evinde, geçen sene haziran ayında, dedemin 1970'lerden kalma bir komodinini raftan indirdim. Üstünde tozlu bir not defteri duruyordu, içinde "perde asmak için mukavemetli bir çuha lazım" diye yazılmıştı. O kelime, "mukavemetli", dedemin ağzından hiç çıkmazdı; evi tamir ederken her seferinde kullanırdı. Şimdi, mobilya mağazalarında gezerken aynı şeyi söylüyorum ama kimse anlamıyor, "dayanıklı" diyorlar yerine.
Eski ev tasarımlarında bu kelimeler her yerdeydi, sanki duvar kâğıtları gibi yapışmış. Mesela, babamın çocukluğunda "konsol" dediği o ahşap rafı, şimdi "büfe" diye geçiştiriyoruz. Ben dekorasyon işlerine merak sardığımda, 2010'larda bir antikacıya gitmiştim Ankara'da, orada "şümine" kelimesini duydum; eski şöminelerin adıymış. Satıcı, "bu model 1930'lardan, ateş tutuşturmak için gayet münasip" dedi, ben güldüm içimden çünkü o kelimeleri sadece eski fotoğraflarda görmüştüm. Evlerimizi dekore ederken, bu kelimeleri unutmakla geçmişimizi siliyoruz adeta.
Geçen ay, kendi evime bir kütüphane kurarken, raflara "raf düzenleyici" aradım ama aklıma "tefekkür köşesi" geldi dedemin tabiriyle. O, kitaplarını oraya dizerdi, "tefekkür" etmek için. Artık kimse böyle söylemiyor, "okuma alanı" diyor. Benim gibi tasarım meraklıları için, bu kelimeler bir hazineydi; mesela 1980'lerdeki ev dergilerinde "mefruşat" kelimesi sık geçerdi, perdeler ve döşemeler için. O kelimeyi son kez, teyzemle sohbet ederken duydum, o da 85 yaşında ve Ankara'da yaşıyor. Evini düzenlerken, "mefruşatımı değiştirmem lazım" dedi, ben "dekorasyonu mu" diye düzelttim otomatikman.
Eski kelimeler, evlerimizin ruhunu yansıtıyordu; mesela "divan" kelimesi, o geniş sedirleri anlatırdı, şimdi koltuk diyorlar. Ben bir proje için 2000'lerin başında eski bir evi restore ettim, duvarlarında "badana" yerine "kireç badana" yazıyordu notlarda. O detayları ekleyince, ev canlandı sanki. Ama gençler, bu kelimeleri duyunca şaşırıyor; geçen hafta bir arkadaşıma, "evin köşesine bir 'sedir' koydum" dedim, "o ne lan" diye sordu. Dedemin evinde, her odada "sandalye" değil "tabure" olurdu, o kelimeler olmadan tasarım eksik kalıyor.
Şimdi, kendi not defterime "mukavemetli", "mefruşat", "şümine" gibi kelimeleri yazıyorum, dekorasyon fikirleri için. Onları kullanmak, geçmişe bir selam gibi; mesela bir evi tasarlarken, "gayret göster" demek yerine "mühim bir detay" diye not alıyorum. Bu kelimeler ölmesin diye, ben de evlerimde onları yaşatıyorum. Dedemin Ankara evindeki gibi, her köşe bir hikaye taşıyor. Dekorasyonda bile, eski kelimeler olmadan hiçbir şey aynı olmuyor.
Eski ev tasarımlarında bu kelimeler her yerdeydi, sanki duvar kâğıtları gibi yapışmış. Mesela, babamın çocukluğunda "konsol" dediği o ahşap rafı, şimdi "büfe" diye geçiştiriyoruz. Ben dekorasyon işlerine merak sardığımda, 2010'larda bir antikacıya gitmiştim Ankara'da, orada "şümine" kelimesini duydum; eski şöminelerin adıymış. Satıcı, "bu model 1930'lardan, ateş tutuşturmak için gayet münasip" dedi, ben güldüm içimden çünkü o kelimeleri sadece eski fotoğraflarda görmüştüm. Evlerimizi dekore ederken, bu kelimeleri unutmakla geçmişimizi siliyoruz adeta.
Geçen ay, kendi evime bir kütüphane kurarken, raflara "raf düzenleyici" aradım ama aklıma "tefekkür köşesi" geldi dedemin tabiriyle. O, kitaplarını oraya dizerdi, "tefekkür" etmek için. Artık kimse böyle söylemiyor, "okuma alanı" diyor. Benim gibi tasarım meraklıları için, bu kelimeler bir hazineydi; mesela 1980'lerdeki ev dergilerinde "mefruşat" kelimesi sık geçerdi, perdeler ve döşemeler için. O kelimeyi son kez, teyzemle sohbet ederken duydum, o da 85 yaşında ve Ankara'da yaşıyor. Evini düzenlerken, "mefruşatımı değiştirmem lazım" dedi, ben "dekorasyonu mu" diye düzelttim otomatikman.
Eski kelimeler, evlerimizin ruhunu yansıtıyordu; mesela "divan" kelimesi, o geniş sedirleri anlatırdı, şimdi koltuk diyorlar. Ben bir proje için 2000'lerin başında eski bir evi restore ettim, duvarlarında "badana" yerine "kireç badana" yazıyordu notlarda. O detayları ekleyince, ev canlandı sanki. Ama gençler, bu kelimeleri duyunca şaşırıyor; geçen hafta bir arkadaşıma, "evin köşesine bir 'sedir' koydum" dedim, "o ne lan" diye sordu. Dedemin evinde, her odada "sandalye" değil "tabure" olurdu, o kelimeler olmadan tasarım eksik kalıyor.
Şimdi, kendi not defterime "mukavemetli", "mefruşat", "şümine" gibi kelimeleri yazıyorum, dekorasyon fikirleri için. Onları kullanmak, geçmişe bir selam gibi; mesela bir evi tasarlarken, "gayret göster" demek yerine "mühim bir detay" diye not alıyorum. Bu kelimeler ölmesin diye, ben de evlerimde onları yaşatıyorum. Dedemin Ankara evindeki gibi, her köşe bir hikaye taşıyor. Dekorasyonda bile, eski kelimeler olmadan hiçbir şey aynı olmuyor.
00