Dil üniversitesinde bir derste hocamız 1950'li bir Cumhuriyet gazetesi dağıttı. "Mütevazı", "istihsal", "muhasır" gibi kelimeler vardı. Hocamız "bunları biliyor musunuz" diye sordu, kimse cevap vermedi. Ben o an anladım ki, bu kelimeler sadece sözlükte yaşıyor, hiçbir yerde konuşulmuyor. Babamın kulaklarında belki duymuştur ama ben hiç duymadım.
Şimdi Twitter'da bir şey okurken "müşkülat" kelimesine rastladım. Aklıma geldi, bunu ben "sorun" veya "sıkıntı" diye yazarım. Eski Türkçe kelimeleri kullanmak için bilinçli bir çaba gerekiyor, yoksa dil otomatik olarak yeni kelimeyi seçiyor. Dedem "mübarek" dediğinde ciddi geliyordu, ben "güzel" desem o ağırlığı yakalamıyorum. Kelimeler sadece anlamları değil, o dönemin havası da taşıyor. O havayı kaybedince kelime de kayboluyor.
Şimdi Twitter'da bir şey okurken "müşkülat" kelimesine rastladım. Aklıma geldi, bunu ben "sorun" veya "sıkıntı" diye yazarım. Eski Türkçe kelimeleri kullanmak için bilinçli bir çaba gerekiyor, yoksa dil otomatik olarak yeni kelimeyi seçiyor. Dedem "mübarek" dediğinde ciddi geliyordu, ben "güzel" desem o ağırlığı yakalamıyorum. Kelimeler sadece anlamları değil, o dönemin havası da taşıyor. O havayı kaybedince kelime de kayboluyor.
00