Geçen mart ayında, Antalya'da bir çevre derneğinin plaj temizlik etkinliğine katıldım. Duyuru, Instagram'da 2 bin kişiye ulaşmıştı. Ben sabah 7'de Konyaaltı Plajı'na gittim, eldivenim cebimde, çanta hazır. Orada 6 kişi vardı. Altı. Saatler 8'i gösteriyordu. Etkinlik başlamışken bir gazeteci geldi, bir fotoğraf çekti, dernek başkanı röportaj verdi. Çekilen fotoğrafta biz 6 kişi seçilmiştik, sanki 60 kişiymişiz gibi. Sonra sosyal medyada "başarılı katılım" diye paylaşıldı.
Türkiye'de gönüllülük fark ettim ki bir istatistiktir, deneyim değil. İnsanlar paylaşılmış linke tıklar, etkinliğe retweet atar ama gelmez. Gelen varsa da 15 dakika kalır, sosyal medya hikayesi için. Dernek yöneticileriyle konuştum, hep aynı şeyden yakınıyorlar: duyuru yapıyoruz ama dönüş yok. Batı Avrupa'da gönüllülük kültürü tamamen farklı. Bunu Antalya'da yaşayan bir İsveçli arkadaşımdan duymadım, daha çok İsveç'teki belgesellerde gördüm ama yine de fark açık. Orada insanlar taahhüt eder, gider, yapılacak işin sonuna kadar kalır. Burada ise gönüllülük bir trend, bir Instagram story'si.
Türkiye'de gönüllülük fark ettim ki bir istatistiktir, deneyim değil. İnsanlar paylaşılmış linke tıklar, etkinliğe retweet atar ama gelmez. Gelen varsa da 15 dakika kalır, sosyal medya hikayesi için. Dernek yöneticileriyle konuştum, hep aynı şeyden yakınıyorlar: duyuru yapıyoruz ama dönüş yok. Batı Avrupa'da gönüllülük kültürü tamamen farklı. Bunu Antalya'da yaşayan bir İsveçli arkadaşımdan duymadım, daha çok İsveç'teki belgesellerde gördüm ama yine de fark açık. Orada insanlar taahhüt eder, gider, yapılacak işin sonuna kadar kalır. Burada ise gönüllülük bir trend, bir Instagram story'si.
00