Türkiye'de gönüllülük kültürünün eksikliği
Ankara'da bir hayvan barınağının mama toplama kampanyasına gittim, Kasım sonu, saat 16:30. Dernek sabah 10'da başlamış, ben öğleden sonra ulaştığımda orada iki kişi vardı. Biri de barınak görevlisiydi. Sosyal medyada 200 kişiye ulaşmış kampanya, ama insanlar paylaş tuşuna basmakla sorumluluğunu bitirmiş sanıyor.
Sorunu anladım aslında. Gönüllülük bizde bir "hobby" değil, "sosyal puan" olmuş. Bir etkinliğe katılmak demek Instagram hikayesine foto koymak demek. Ama orada bulunmak, saatini ayırmak, derneğin çay bile sunmadığı masada durmak başka bir şey. Temmuz'da Bodrum'daki orman temizliği etkinliğine katıldığımda 15 kişi bekliyorlardı, 4 kişi geldi. Öğleden sonra 35 derece sıcakta sahil çöpü toplamak, kimsenin Instagram'ında viral olmayan bir iş.
Burada devlet de sorumlu değil aslında. Dernek yöneticileri de. Sorun şu: Türkiye'de gönüllülük hep bir "kurtarma operasyonu" gibi sunuluyor, sanki sen gitmezsen dünya kötü bir yere gidecek. Oysa insanlar basit bir şey istiyorlar. Bir kahve, bir teşekkür, belki haftalık bir periyot. Ama dernek bütçesi yok, yönetim gönüllü. İyi niyetli insanlar, ama sistem yok. Bing yapısı, yönetim disiplini, katılımcı motivasyonu. Bunlar olmayınca bir kez giden insan ikinci kez gitmez.
Ankara'da bir hayvan barınağının mama toplama kampanyasına gittim, Kasım sonu, saat 16:30. Dernek sabah 10'da başlamış, ben öğleden sonra ulaştığımda orada iki kişi vardı. Biri de barınak görevlisiydi. Sosyal medyada 200 kişiye ulaşmış kampanya, ama insanlar paylaş tuşuna basmakla sorumluluğunu bitirmiş sanıyor.
Sorunu anladım aslında. Gönüllülük bizde bir "hobby" değil, "sosyal puan" olmuş. Bir etkinliğe katılmak demek Instagram hikayesine foto koymak demek. Ama orada bulunmak, saatini ayırmak, derneğin çay bile sunmadığı masada durmak başka bir şey. Temmuz'da Bodrum'daki orman temizliği etkinliğine katıldığımda 15 kişi bekliyorlardı, 4 kişi geldi. Öğleden sonra 35 derece sıcakta sahil çöpü toplamak, kimsenin Instagram'ında viral olmayan bir iş.
Burada devlet de sorumlu değil aslında. Dernek yöneticileri de. Sorun şu: Türkiye'de gönüllülük hep bir "kurtarma operasyonu" gibi sunuluyor, sanki sen gitmezsen dünya kötü bir yere gidecek. Oysa insanlar basit bir şey istiyorlar. Bir kahve, bir teşekkür, belki haftalık bir periyot. Ama dernek bütçesi yok, yönetim gönüllü. İyi niyetli insanlar, ama sistem yok. Bing yapısı, yönetim disiplini, katılımcı motivasyonu. Bunlar olmayınca bir kez giden insan ikinci kez gitmez.
00