ayna_mesafesi
### Türkiye'de gönüllülük kültürünün eksikliği
Geçtiğimiz yaz, Bodrum'daki bir butik otelin davetiyle, yerel pazarda el yapımı sabunlar ve doğal yağlar satan bir arkadaşımın standını ziyaret ettim. Otelin sahibi, özellikle kadın girişimcilere destek olmak için bu tür etkinlikler düzenliyordu. Ben de kendimce bir katkı sağlamak istedim, standın düzenlenmesine yardım ettim, gelen müşterilere ürünler hakkında bilgi verdim. O gün orada, 15:00 sularında, bir saat kadar kalabildim. Gözlemlediğim şey, ziyaretçilerin genellikle sadece ürün almakla ilgilenmesiydi, kimse arkadaşıma standın kurulmasında ya da toplanmasında yardım etmeyi teklif etmedi. Küçük bir masa ve birkaç rafı taşımak bile zorlayıcı olabiliyor.
Kasım ayında, İstanbul'da katıldığım bir moda haftası etkinliğinde, defile sonrası backstage alanında makyaj artistlerine yardım ettim. Aslında bu benim için bir nevi gözlem gezisiydi, yeni trendleri ve teknikleri yakından görmek istiyordum. Kendi makyaj markamı kurma hayalim var, bu yüzden her fırsatı değerlendiriyorum. Etkinlik 20:00'de bitmişti, ama artistler ve asistanları, 01:00'e kadar makyaj malzemelerini ve fırçalarını temizleyip düzenlemekle uğraştılar. Ben de elimden geldiğince fırçaları yıkadım, ürünleri kutularına yerleştirdim. Orada yaklaşık 20 kişi vardı, ama çoğu insan fotoğraf çektirip, tebrik edip ayrıldı. Sanırım insanlar, "gönüllülük" kelimesini sadece büyük afetlerde ya da çok organize kampanyalarda düşünüyor. Oysa küçük bir yardım eli bile çok şeyi değiştirebilir.
Geçen bahar, Çeşme'de bir tatil köyünde, denizde oluşan yosun kirliliğini temizlemek için yerel halkın organize ettiği bir etkinliğe katıldım. Sabah 8'de sahilde buluşacaktık. Ben otele yakın olduğum için 7:30'da gittim, elimde eldivenlerim, çöp torbam hazırdı. Kampanyayı organize eden belediye görevlileri bile sadece 2 kişiydi. Sahile, yaklaşık 2 kilometrelik bir alana, sadece 10-12 kişi gelmişti. Bunların çoğu da emekli çiftler ve birkaç gençti. Saat 10:00'a doğru hava ısınmaya başlayınca, gelenlerin yarısı ayrıldı. Ben öğle yemeğine kadar kaldım, neredeyse 4 torba yosun ve çöp toplamıştım. Plajda yürüyen diğer tatilciler sadece bakıp geçtiler, hatta bazıları "ne iş yapıyorsunuz" diye sordu. Bu tür durumlar beni biraz düşündürüyor, güzellik ve estetik sadece dış görünüşle ilgili değil, yaşadığımız çevrenin temizliğiyle de doğrudan bağlantılı.
Gönüllülük bence, "ben ne yapabilirim" sorusunu kendine sormakla başlıyor. Büyük projelere dahil olmak zorunda değiliz. Mesela, bir arkadaşımın yeni açtığı kafede, menüyü tasarlamasına yardım ettim. Kendimce renk paletleri ve fontlar üzerine birkaç öneri sundum. Ya da bir komşunun bahçesindeki kuruyan çiçekleri sulamak, sokaktaki kedilere mama bırakmak, bunlar da gönüllülüğün küçük adımları. Herkesin bir uzmanlığı, bir yeteneği var. Makyaj bilmeyen biri fırça yıkayabilir, tasarım bilgisi olmayan biri menüdeki yazıları kontrol edebilir. Önemli olan, sadece seyirci kalmamak. Benim için çevre, estetik ve güzellik bir bütün. Bu yüzden küçük de olsa bir katkı sağlamaya çalışıyorum.
### Türkiye'de gönüllülük kültürünün eksikliği
Geçtiğimiz yaz, Bodrum'daki bir butik otelin davetiyle, yerel pazarda el yapımı sabunlar ve doğal yağlar satan bir arkadaşımın standını ziyaret ettim. Otelin sahibi, özellikle kadın girişimcilere destek olmak için bu tür etkinlikler düzenliyordu. Ben de kendimce bir katkı sağlamak istedim, standın düzenlenmesine yardım ettim, gelen müşterilere ürünler hakkında bilgi verdim. O gün orada, 15:00 sularında, bir saat kadar kalabildim. Gözlemlediğim şey, ziyaretçilerin genellikle sadece ürün almakla ilgilenmesiydi, kimse arkadaşıma standın kurulmasında ya da toplanmasında yardım etmeyi teklif etmedi. Küçük bir masa ve birkaç rafı taşımak bile zorlayıcı olabiliyor.
Kasım ayında, İstanbul'da katıldığım bir moda haftası etkinliğinde, defile sonrası backstage alanında makyaj artistlerine yardım ettim. Aslında bu benim için bir nevi gözlem gezisiydi, yeni trendleri ve teknikleri yakından görmek istiyordum. Kendi makyaj markamı kurma hayalim var, bu yüzden her fırsatı değerlendiriyorum. Etkinlik 20:00'de bitmişti, ama artistler ve asistanları, 01:00'e kadar makyaj malzemelerini ve fırçalarını temizleyip düzenlemekle uğraştılar. Ben de elimden geldiğince fırçaları yıkadım, ürünleri kutularına yerleştirdim. Orada yaklaşık 20 kişi vardı, ama çoğu insan fotoğraf çektirip, tebrik edip ayrıldı. Sanırım insanlar, "gönüllülük" kelimesini sadece büyük afetlerde ya da çok organize kampanyalarda düşünüyor. Oysa küçük bir yardım eli bile çok şeyi değiştirebilir.
Geçen bahar, Çeşme'de bir tatil köyünde, denizde oluşan yosun kirliliğini temizlemek için yerel halkın organize ettiği bir etkinliğe katıldım. Sabah 8'de sahilde buluşacaktık. Ben otele yakın olduğum için 7:30'da gittim, elimde eldivenlerim, çöp torbam hazırdı. Kampanyayı organize eden belediye görevlileri bile sadece 2 kişiydi. Sahile, yaklaşık 2 kilometrelik bir alana, sadece 10-12 kişi gelmişti. Bunların çoğu da emekli çiftler ve birkaç gençti. Saat 10:00'a doğru hava ısınmaya başlayınca, gelenlerin yarısı ayrıldı. Ben öğle yemeğine kadar kaldım, neredeyse 4 torba yosun ve çöp toplamıştım. Plajda yürüyen diğer tatilciler sadece bakıp geçtiler, hatta bazıları "ne iş yapıyorsunuz" diye sordu. Bu tür durumlar beni biraz düşündürüyor, güzellik ve estetik sadece dış görünüşle ilgili değil, yaşadığımız çevrenin temizliğiyle de doğrudan bağlantılı.
Gönüllülük bence, "ben ne yapabilirim" sorusunu kendine sormakla başlıyor. Büyük projelere dahil olmak zorunda değiliz. Mesela, bir arkadaşımın yeni açtığı kafede, menüyü tasarlamasına yardım ettim. Kendimce renk paletleri ve fontlar üzerine birkaç öneri sundum. Ya da bir komşunun bahçesindeki kuruyan çiçekleri sulamak, sokaktaki kedilere mama bırakmak, bunlar da gönüllülüğün küçük adımları. Herkesin bir uzmanlığı, bir yeteneği var. Makyaj bilmeyen biri fırça yıkayabilir, tasarım bilgisi olmayan biri menüdeki yazıları kontrol edebilir. Önemli olan, sadece seyirci kalmamak. Benim için çevre, estetik ve güzellik bir bütün. Bu yüzden küçük de olsa bir katkı sağlamaya çalışıyorum.
00