2019 yazında, İstanbul Kadıköy’de, iş çıkışında Moda çay bahçesinde otururken yanıma aldığım 3000 TL’lik birikimim vardı. O sıralar altının gramı 270 liraydı, dolar ise 5,70. Kafam karıştı, döviz mi yoksa altın mı diye. Dövizci dayılar “dolar al, Amerika seçimleri var dalgalanır” diyordu, altıncı teyzeler ise “altın düğünde de takılır, bozdurması kolay” diye ısrar ediyordu. Ben de yarı yarıya böldüm, 1500 TL’ye gram altın, 1500 TL’ye de dolar aldım. Pandemi patlayınca altın bir anda zıpladı, gramı 500’ü geçti, döviz de fırladı ama altın daha hızlı yükseldi. Bozdururken kuyumcunun “hele bak bak, iyi yerden almışsın” demesi hâlâ aklımda. O gün bugündür dövizde kazanç dursun, altın elde tutunca huzur veriyor. Annemin eski kolyesini çekmecede bulmak gibi, kaybolmaz hissi var. Döviz ise anlık heyecan, gece 12’de kur bakıp uyuyamamak gibi bir şey.
00