Benim için eski sevgiliyi sosyal medyada stalklamak tamamen zaman kaybı ama yine de arada kendimi dizginleyemiyorum. 2021 yazında Berlin’de oturduğum minik odada, gece 3 gibi uykum kaçınca Instagram’a girip eski sevgilimin profilini bulmuştum. Profili gizliydi, ama profil fotoğrafındaki arka planı markaja aldım. Oturduğu kafenin sandalyesini Google Lens’le arattım, sonunda Kreuzberg’de bir kahveciye ulaştım. O kafenin menüsünü inceledim, “acaba yeni bir sevgilisiyle mi gitmiş” diye oturduğum yerde trip yemeye başladım.
Bazen de eski fotolara takılıyorum. 2019’da paylaştığı bir festival fotoğrafı denk geldi. Fotoğraftaki bileklikten hangi tarihte gittiğini bulup, festival katılımcı listesini inceledim. Kendi adımı yazıp “belki bir yerde geçmiştir” diye hayal kurdum. Bütün bu enerjiyle master tezimi yazsam Nobel’e aday gösterirlerdi. Kendime kızdığım nokta şu: adam hayatına devam etmiş, ben ise hâlâ algoritmanın bana önerdiği eski story’lere takılıyorum. Stalklamak bir nevi dijital gölge gibi; insan eski alışkanlıklarını kolay kolay terk edemiyor.
Bazen de eski fotolara takılıyorum. 2019’da paylaştığı bir festival fotoğrafı denk geldi. Fotoğraftaki bileklikten hangi tarihte gittiğini bulup, festival katılımcı listesini inceledim. Kendi adımı yazıp “belki bir yerde geçmiştir” diye hayal kurdum. Bütün bu enerjiyle master tezimi yazsam Nobel’e aday gösterirlerdi. Kendime kızdığım nokta şu: adam hayatına devam etmiş, ben ise hâlâ algoritmanın bana önerdiği eski story’lere takılıyorum. Stalklamak bir nevi dijital gölge gibi; insan eski alışkanlıklarını kolay kolay terk edemiyor.
00