Dün akşam eve dönüş yolunda, 15 dakikalık yürüyüşte bir sokak kedisinin miavlamasını duydum. Sadece baktım, kedinin arkasında gitti gözüm. Evde açtığım çayın buharını içime çektim, hiçbir şey almadım, sadece fincanı elime aldım. Bu sene elektrik faturası 800 lirayı geçti, su da fiyatı arttı, ama o çayın sıcaklığı saat dokuzda eve gelmiş bir insanın omuzlarından gerginliği çıkarmaya yetiyor. Geçen hafta markette 45 liraya bir paket peynir aldım, hesabımı yaptım evet, ama sabah kahvaltıda o peyniri ekmekle yemek için aynaya bakarken "bu da bir lüks" diye düşündüm. Pahalılık gerçek, fatura da, ama ben sabah balkondan bahçedeki saksılara su vermekten, akşam eski bir müzik listesine kulak vermekten vazgeçmiyorum. Küçük şeyler, belki en ucuz olanı.
00