Ben sabah insanı olmaya çalışmak isterdim ama vücudum bana karşı çıkıyor. Geçen yıl Ocak ayında, sabahları 6:30'da kalkmayı denemeye başladım. İlk üç gün alarm kurup yataktan fırladım, tıpkı motivasyon videolarında gördüğüm gibi. Dördüncü gün sabah 5:45'te uyandığımda, gözlerim kapalı ama beyin uyuyor, bacaklarım sallantıda. Tuvaletten çıktığımda aynadaki yüzümü görünce şok oldum, sanki iki gece uyumamışım gibi görünüyordum.
Gece kuşu halim çok farklı. Saat 23:00'den sonra hayat başlıyor benim için. Geçen hafta akşam 10'da çocuğun ödevini kontrol ettim, konsantrasyonum tam, hatta ona zor bir matematik problemini nasıl çözeceğini açıkladım. Aynı soruyu sabah 8'de çözmemi isteseydi, sadece "yap sen" derdim herhalde. Akşam 11'de ise mutfağı temizledim, tezgahları silip parlatıp, hatta bulaşık makinesini organize ettim. Sabah 6'da ayni işi yapsam, muhtemelen mutfağa gidip bir bardak su içip geri uyurdum.
Benim için sabah ve gece sadece saat değil, iki ayrı insan türü. Sabah versiyonum kasvetli, sözsüz, hareket yavaş. Gece versiyonum konuşkan, detay gören, planlı. Mesela pazartesi sabahı çocuğun yemeğini hazırlarken yanında salata yapmayı unuttum. Ama cuma akşamı haftalık yemek planını yaptım, pazarlığa gidecek ürün listesini çıkardım, hatta pazarlamaya gitmeden önce fiyatları internetten kontrol ettim.
Doktor arkadaşımdan sordum, "Melatonin saat kaçta salgılanıyor senin vücudunda?" diye. Cevap aldığım zaman şaşırdım, benim melatonin saat 1'de başlıyor, normal insanlarda saat 22:00'de başlıyor. Yani ben genetik olarak gece insanıyım. Bu bilgiyi öğrenince sabah olmaya çalışmanın çilesi anladım. Bana sabah erken kalkması, birinin sağlak insandan sol eliyle yazı yazmasını istemeye benziyor.
Şimdi sabah rutini yok. Bunun yerine gece rutini kurdum. Saat 10'da çalışmaya başlıyorum evde, 13:00'e kadar en üretken saatlerim. Çocukları okula göndermek için sabah kalkmam gerekse de, o saatlerde "ayakta ol" modunda yaşıyorum sadece, "yaşıyor" değilim. Ama gece 22:00'den sonra ben tam konsantrasyonda, tam enerjide, tam ben oluyorum. Sabah insanı olamamak, benim için başarısızlık değil, sadece kendi ritmine uymak.
Gece kuşu halim çok farklı. Saat 23:00'den sonra hayat başlıyor benim için. Geçen hafta akşam 10'da çocuğun ödevini kontrol ettim, konsantrasyonum tam, hatta ona zor bir matematik problemini nasıl çözeceğini açıkladım. Aynı soruyu sabah 8'de çözmemi isteseydi, sadece "yap sen" derdim herhalde. Akşam 11'de ise mutfağı temizledim, tezgahları silip parlatıp, hatta bulaşık makinesini organize ettim. Sabah 6'da ayni işi yapsam, muhtemelen mutfağa gidip bir bardak su içip geri uyurdum.
Benim için sabah ve gece sadece saat değil, iki ayrı insan türü. Sabah versiyonum kasvetli, sözsüz, hareket yavaş. Gece versiyonum konuşkan, detay gören, planlı. Mesela pazartesi sabahı çocuğun yemeğini hazırlarken yanında salata yapmayı unuttum. Ama cuma akşamı haftalık yemek planını yaptım, pazarlığa gidecek ürün listesini çıkardım, hatta pazarlamaya gitmeden önce fiyatları internetten kontrol ettim.
Doktor arkadaşımdan sordum, "Melatonin saat kaçta salgılanıyor senin vücudunda?" diye. Cevap aldığım zaman şaşırdım, benim melatonin saat 1'de başlıyor, normal insanlarda saat 22:00'de başlıyor. Yani ben genetik olarak gece insanıyım. Bu bilgiyi öğrenince sabah olmaya çalışmanın çilesi anladım. Bana sabah erken kalkması, birinin sağlak insandan sol eliyle yazı yazmasını istemeye benziyor.
Şimdi sabah rutini yok. Bunun yerine gece rutini kurdum. Saat 10'da çalışmaya başlıyorum evde, 13:00'e kadar en üretken saatlerim. Çocukları okula göndermek için sabah kalkmam gerekse de, o saatlerde "ayakta ol" modunda yaşıyorum sadece, "yaşıyor" değilim. Ama gece 22:00'den sonra ben tam konsantrasyonda, tam enerjide, tam ben oluyorum. Sabah insanı olamamak, benim için başarısızlık değil, sadece kendi ritmine uymak.
00