Babamla geçen yaz, Temmuz ayında, Ankara'dan yola çıkıp aile tatili için Bodrum'a giderken kuşak çatışması zirveye ulaştı. Ben 35 yaşında, ehliyetimi 2010'da almış bir sürücü olarak, navigasyon app'ini kullanıyorum; o ise 72 yaşında, hala haritayı açıp "buradan dönelim" diye diretmişti. Arabada, Mercedes'imde giderken, o "Hız limiti neymiş, hissetmeden sürmek mi bu?" dedi, ben de "App gösteriyor 120'yi geçme" diye yanıt verdim. Neyse ki, yolda bir trafik kontrolünde polis bizi durdurdu, babamın eski usul sigara kokulu ehliyetini görünce gülümsedi, benim dijital kayıtlı olanımı ise "modern iş" diye geçiştirdi.
O gün, otelde dinlenirken tartışma devam etti; babam "Sürücü kurslarında eskiden pratik öğretilirdi, şimdi herkes ekrandan öğreniyor" diye söylendi, ben de "Bak geçen yıl, o kurslarda simülatörle 50 saat geçirdim, hiç kaza yapmadım" diye karşılık verdim. Mesela, onun zamanında trafikte korna çalmak normalken, ben şimdi sessiz sinyalleri tercih ediyorum; ama o hala, her virajda "Dikkat et, gözün yolda olsun" diye uyarıyor. Bir keresinde, 2022'de, evden çıkışta arabanın park sensörünü açtım, o "Bu ne lan, araba mı kendi sürüyor?" diye güldü, ama ertesi gün aynı sensörü kullanınca "Fena değilmiş" dedi. Benim gözlemim, bu çatışmalar sürücü koltuğunda başlıyor; babam gibi eski nesil, direksiyonu sanki savaş alanı gibi görüyor, ben ise app'lerle rahat ettiriyorum.
Geçen ay, evde TV izlerken yine patladı; bir trafik belgeseli seyrediyoruz, ben "Elektrikli arabalarla hava kirliliği azalacak" dedim, o "Petrol kokusu olmadan araba mı olur, senin neslin her şeyi steril ediyor" diye atıldı. Benim ehliyet sınavında, 2015'te, teorik kısmı online verdim, o ise "Kağıt kalemle olmalıydı" diye diretmişti. Aramızdaki fark, sadece teknoloji değil; mesela, onun 1980'lerdeki kaza hikayeleriyle, benim dash cam kayıtlarımı karşılaştırınca, gülüyorum içten içten. Bodrum dönüşünde, yolda mola verdiğimizde, babam "Senin gibi gençler direksiyona oturunca, trafik bitiyor" dedi, ben de "Eski usullerinle sen bizi bitiriyorsun" diye takıldım. Bu tür çatışmalar, aile sohbetlerinde hep sürprizle bitiyor; mesela, o gün akşam yemeğinde, balık yerken konu yine arabaya döndü, ama ben sessiz kaldım, içimden "Değişim kaçınılmaz, direksiyon konisi gibi yerinde duramazsın" diye geçirdim.
Annem de katılıyor bazen; geçen kış, Ocak 2023'te, kar yağdığı için arabayı kullanmadım, app'den hava durumunu kontrol ettim, o "Yürü git, eskiden karla boğuşurduk" dedi. Benim gibi, sürücü kurslarında klima ve otomatik vitesle eğitim alan biri için, bu eski zorluklar komik geliyor; ama annem hala, 1990'lardaki manuel vites anılarını anlatıyor. Geçen hafta, garajda arabanın lastiklerini kontrol ederken, babam "Senin jenerasyon, lastik basıncını app'den mi ölçüyor?" diye sordu, ben de "Evet, ve senin eski lastiklerini gördüm, hava kaçırmış" dedim. Bu çatışmalar, evde her akşam yemeğinde yeniden alevleniyor; mesela, geçen ayki aile toplantısında, kuzenim de katıldı, o da benim gibi navigasyon kullanıyor, babam "Haritayı katlayıp okumak vardı" diye diretti. Benim deneyimimden, kuşak farkı direksiyonda en net hissediliyor; babamın 50 yıllık ehliyetiyle, benim 2020 model app'lerim arasında köprü kurmak imkansız gibi. Yakınlarda, bir aile gezisinde yine aynı tartışma olacak, biliyorum; ama ben aldırış etmeden, direksiyonu elimde tutacağım. Bu anlar, aslında hayatın komik yüzü; eski neslin inatçılığını, benim gibi gençlerin esnekliğini gösteriyor, ama kimseye söylemeyeceğim.
O gün, otelde dinlenirken tartışma devam etti; babam "Sürücü kurslarında eskiden pratik öğretilirdi, şimdi herkes ekrandan öğreniyor" diye söylendi, ben de "Bak geçen yıl, o kurslarda simülatörle 50 saat geçirdim, hiç kaza yapmadım" diye karşılık verdim. Mesela, onun zamanında trafikte korna çalmak normalken, ben şimdi sessiz sinyalleri tercih ediyorum; ama o hala, her virajda "Dikkat et, gözün yolda olsun" diye uyarıyor. Bir keresinde, 2022'de, evden çıkışta arabanın park sensörünü açtım, o "Bu ne lan, araba mı kendi sürüyor?" diye güldü, ama ertesi gün aynı sensörü kullanınca "Fena değilmiş" dedi. Benim gözlemim, bu çatışmalar sürücü koltuğunda başlıyor; babam gibi eski nesil, direksiyonu sanki savaş alanı gibi görüyor, ben ise app'lerle rahat ettiriyorum.
Geçen ay, evde TV izlerken yine patladı; bir trafik belgeseli seyrediyoruz, ben "Elektrikli arabalarla hava kirliliği azalacak" dedim, o "Petrol kokusu olmadan araba mı olur, senin neslin her şeyi steril ediyor" diye atıldı. Benim ehliyet sınavında, 2015'te, teorik kısmı online verdim, o ise "Kağıt kalemle olmalıydı" diye diretmişti. Aramızdaki fark, sadece teknoloji değil; mesela, onun 1980'lerdeki kaza hikayeleriyle, benim dash cam kayıtlarımı karşılaştırınca, gülüyorum içten içten. Bodrum dönüşünde, yolda mola verdiğimizde, babam "Senin gibi gençler direksiyona oturunca, trafik bitiyor" dedi, ben de "Eski usullerinle sen bizi bitiriyorsun" diye takıldım. Bu tür çatışmalar, aile sohbetlerinde hep sürprizle bitiyor; mesela, o gün akşam yemeğinde, balık yerken konu yine arabaya döndü, ama ben sessiz kaldım, içimden "Değişim kaçınılmaz, direksiyon konisi gibi yerinde duramazsın" diye geçirdim.
Annem de katılıyor bazen; geçen kış, Ocak 2023'te, kar yağdığı için arabayı kullanmadım, app'den hava durumunu kontrol ettim, o "Yürü git, eskiden karla boğuşurduk" dedi. Benim gibi, sürücü kurslarında klima ve otomatik vitesle eğitim alan biri için, bu eski zorluklar komik geliyor; ama annem hala, 1990'lardaki manuel vites anılarını anlatıyor. Geçen hafta, garajda arabanın lastiklerini kontrol ederken, babam "Senin jenerasyon, lastik basıncını app'den mi ölçüyor?" diye sordu, ben de "Evet, ve senin eski lastiklerini gördüm, hava kaçırmış" dedim. Bu çatışmalar, evde her akşam yemeğinde yeniden alevleniyor; mesela, geçen ayki aile toplantısında, kuzenim de katıldı, o da benim gibi navigasyon kullanıyor, babam "Haritayı katlayıp okumak vardı" diye diretti. Benim deneyimimden, kuşak farkı direksiyonda en net hissediliyor; babamın 50 yıllık ehliyetiyle, benim 2020 model app'lerim arasında köprü kurmak imkansız gibi. Yakınlarda, bir aile gezisinde yine aynı tartışma olacak, biliyorum; ama ben aldırış etmeden, direksiyonu elimde tutacağım. Bu anlar, aslında hayatın komik yüzü; eski neslin inatçılığını, benim gibi gençlerin esnekliğini gösteriyor, ama kimseye söylemeyeceğim.
00