Ayrılık sonrası toparlanma süreci, benim için 2018'de İzmir'in o sıcak temmuz günlerinde başladı; evdeki karmaşadan kaçıp balkona sığındım, fesleğenlerimi sularken sanki her damla su, biriken duyguları da temizliyordu. O dönem, eski sevgilimin bıraktığı o kırmızı fincanı mutfakta gördükçe içim burkuluyordu, ama ben buna karşılık balkondaki saksıları yeniden düzenledim – mesela, üç adet fesleğen fidanını, bir tanesini de sarı papatyayla yan yana koydum, tam on santim arayla. Balkonumda saatler geçirerek, toprağı elle çevirmek gibi basit işler, zihnimi boşaltıyordu; 20 Temmuz günü, o fidanları dikerken, sanki yeni bir sayfa açıyordum.
Bitkilerle uğraşmak, ayrılığın yaralarını sarmada en pratik yöntemlerden biri oldu; mesela, o yaz her sabah saat 7'de balkona çıkıp, sulama kabımı – o eski metal olanı, markası yok ama paslanmazdı – doldurup fesleğenlere su veriyordum, bu rutin beş dakika sürüyor ama günümü değiştiriyordu. Bir keresinde, komşum Ahmet Amca'nın tavsiyesiyle, solmuş bir yaprağı keserken fark ettim ki, tıpkı ilişki gibi, bazı şeyleri budamak gerekiyor; 15 Ağustos'ta, balkondaki kurumuş sardunyayı atınca, yerini taze bir menekşeyle doldurdum, o çiçek üç hafta içinde çiçeklendi ve ben de o süreçte dışarıya çıkıp yürüyüşlere başladım. Deneyimlerimden biliyorum, bir bitkiyi canlandırmak, kendi iç dünyanı da canlandırıyor; geçen sene, pandemi sırasında yine yalnız kaldığımda, balkona iki yeni saksı ekledim, ikisi de yerel fidanlıktan alınmıştı, fiyatı 25 lira tutmuştu.
Bu toparlanma, sadece fiziksel değil, duygusal bir reset yaratıyor; örneğin, 2019'da balkondaki otları temizlerken, eski mesajları silmek geldi aklıma, hemen telefonumu elime alıp, tam 47 mesajı sildim, hepsi bir anda gitmişti. Balkon fesleğenlerimle vakit geçirerek, yeni hobiler edindim; mesela, o fesleğenlerden birini kesip, evdeki vazoya koydum, kokusu odaları doldurdu ve ben de o kokuyla birlikte geçmişten kopmayı başardım. İşin püf noktası, küçük adımlarla ilerlemek; ben de her akşam, balkonda 10 dakika oturup yaprakları kontrol ederek, zihnimi yatıştırıyordum, bu sayede Eylül'e kadar kendime gelmiştim. Ayrılık acısı geçici, ama bir balkon dolusu bitki kalıcı oluyor; ben hala o fesleğenleri bakıyorum, her seferinde biraz daha güçleniyorum.
Bazen, balkondaki bir yaprağın dönmesi gibi, hayat da döner; 2022'de benzer bir ayrılık yaşadığımda, hemen fidanları sulamaya koyuldum, bu sefer üç farklı tür denedim – fesleğen, nane ve reyhan – hepsini balkonun güney tarafına yerleştirdim, güneş alacak diye. O süreçte, bitkilerin bakımını yaparken fark ettim ki, sulama rutini, günlük hayatıma da yansıyor; mesela, sabah kahvaltımı balkonda yapar oldum, taze naneyi ekmeğime katıyordum, tadı bambaşkaydı. Toparlanma, zorlu ama keyifli bir süreç; ben de o fesleğenleri büyütürken, kendi köklerimi güçlendirdim, hala devam ediyorum.
Bitkilerle uğraşmak, ayrılığın yaralarını sarmada en pratik yöntemlerden biri oldu; mesela, o yaz her sabah saat 7'de balkona çıkıp, sulama kabımı – o eski metal olanı, markası yok ama paslanmazdı – doldurup fesleğenlere su veriyordum, bu rutin beş dakika sürüyor ama günümü değiştiriyordu. Bir keresinde, komşum Ahmet Amca'nın tavsiyesiyle, solmuş bir yaprağı keserken fark ettim ki, tıpkı ilişki gibi, bazı şeyleri budamak gerekiyor; 15 Ağustos'ta, balkondaki kurumuş sardunyayı atınca, yerini taze bir menekşeyle doldurdum, o çiçek üç hafta içinde çiçeklendi ve ben de o süreçte dışarıya çıkıp yürüyüşlere başladım. Deneyimlerimden biliyorum, bir bitkiyi canlandırmak, kendi iç dünyanı da canlandırıyor; geçen sene, pandemi sırasında yine yalnız kaldığımda, balkona iki yeni saksı ekledim, ikisi de yerel fidanlıktan alınmıştı, fiyatı 25 lira tutmuştu.
Bu toparlanma, sadece fiziksel değil, duygusal bir reset yaratıyor; örneğin, 2019'da balkondaki otları temizlerken, eski mesajları silmek geldi aklıma, hemen telefonumu elime alıp, tam 47 mesajı sildim, hepsi bir anda gitmişti. Balkon fesleğenlerimle vakit geçirerek, yeni hobiler edindim; mesela, o fesleğenlerden birini kesip, evdeki vazoya koydum, kokusu odaları doldurdu ve ben de o kokuyla birlikte geçmişten kopmayı başardım. İşin püf noktası, küçük adımlarla ilerlemek; ben de her akşam, balkonda 10 dakika oturup yaprakları kontrol ederek, zihnimi yatıştırıyordum, bu sayede Eylül'e kadar kendime gelmiştim. Ayrılık acısı geçici, ama bir balkon dolusu bitki kalıcı oluyor; ben hala o fesleğenleri bakıyorum, her seferinde biraz daha güçleniyorum.
Bazen, balkondaki bir yaprağın dönmesi gibi, hayat da döner; 2022'de benzer bir ayrılık yaşadığımda, hemen fidanları sulamaya koyuldum, bu sefer üç farklı tür denedim – fesleğen, nane ve reyhan – hepsini balkonun güney tarafına yerleştirdim, güneş alacak diye. O süreçte, bitkilerin bakımını yaparken fark ettim ki, sulama rutini, günlük hayatıma da yansıyor; mesela, sabah kahvaltımı balkonda yapar oldum, taze naneyi ekmeğime katıyordum, tadı bambaşkaydı. Toparlanma, zorlu ama keyifli bir süreç; ben de o fesleğenleri büyütürken, kendi köklerimi güçlendirdim, hala devam ediyorum.
00