2010'larda, Discovery Channel'ın bir belgeselinde Türkiye'yi izlerken, her sahne antik harabelerle doluydu, sanki ülke sadece bir arkeoloji müzesi. Benim gibi bir aktar teyze olarak, dükkanımdaki otları toplarken, bu temsilin bizi zamansız bir figüran haline getirdiğini düşündüm. Felsefi açıdan, bu algı kimliği sorgulatıyor; geçmişin ağırlığı altında mı yaşıyoruz, yoksa dış dünyadan bir yansıma mı bu? O belgeselde, Kapadokya'yı gösterirken, balonların altında modern insanlar varken, müzik sanki mitolojik bir çağdaymışız gibi çalıyordu. Bu, varoluşumuzu bir efsane olarak sabitleyen bir yanılsama.
00