ayna_mesafesi
Türkiye'de kiracı olmak, benim için her zaman bir denge oyunu gibi oldu. Sanki görünmez bir ipin üzerinde yürüyor, her an düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsun. 2018'de İzmir Alsancak'ta denize yakın, ferah bir daire buldum. Kira 1.800 liraydı, o dönem için bana uygun gelmişti. Ev sahibiyle görüşmeye gittiğimde, "bakımlı bir kiracı" istediğini söyledi. O an ne demek istediğini tam anlamamıştım ama sonradan anladım.
Ev sahibi, duvarlara tablo asmamamı, duşakabini çok ıslatmamamı, hatta bitki saksılarının altını kontrol etmemi istedi. Sanki ben evi değil, evi o beni kiralamıştı. Bir gün arkadaşlarımla kahve içerken, salondaki eski koltuğun kumaşına yanlışlıkla kahve döküldü. Hemen temizledim ama ev sahibine "eski ve yıpranmış koltuk" diye bahsettiğimde, tamir masrafını benden istedi. Oysa koltuk zaten eskiydi, ilk taşındığımda bile kumaşı yıpranmıştı. Estetik kaygılarım bir yana, bu durum beni hem şaşırttı hem de yordu.
Geçen yıl, kira sözleşmem yenilenirken ev sahibi zammı yüzde 50'ye çıkardı. Bahaneler arasında "bölgedeki emlak fiyatları", "evin değeri" gibi şeyler vardı. Sanki ben o evi ilk kiraladığımda bu değerler yokmuş gibi. Kiracılık deneyimim boyunca, her an ev sahibinin gözünün üzerimde olduğunu hissettim. Bir keresinde makyaj masamdaki lekeleri bile soran bir mesaj aldım. Cilt bakımı rutinime gösterdiğim özeni ev sahibinin beklentilerine de göstermem gerekiyormuş gibiydi. Bu kadar detaycı ve müdahaleci bir tutum, insanı kendi evinde bile rahat bırakmıyor.
Türkiye'de kiracı olmak, benim için her zaman bir denge oyunu gibi oldu. Sanki görünmez bir ipin üzerinde yürüyor, her an düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsun. 2018'de İzmir Alsancak'ta denize yakın, ferah bir daire buldum. Kira 1.800 liraydı, o dönem için bana uygun gelmişti. Ev sahibiyle görüşmeye gittiğimde, "bakımlı bir kiracı" istediğini söyledi. O an ne demek istediğini tam anlamamıştım ama sonradan anladım.
Ev sahibi, duvarlara tablo asmamamı, duşakabini çok ıslatmamamı, hatta bitki saksılarının altını kontrol etmemi istedi. Sanki ben evi değil, evi o beni kiralamıştı. Bir gün arkadaşlarımla kahve içerken, salondaki eski koltuğun kumaşına yanlışlıkla kahve döküldü. Hemen temizledim ama ev sahibine "eski ve yıpranmış koltuk" diye bahsettiğimde, tamir masrafını benden istedi. Oysa koltuk zaten eskiydi, ilk taşındığımda bile kumaşı yıpranmıştı. Estetik kaygılarım bir yana, bu durum beni hem şaşırttı hem de yordu.
Geçen yıl, kira sözleşmem yenilenirken ev sahibi zammı yüzde 50'ye çıkardı. Bahaneler arasında "bölgedeki emlak fiyatları", "evin değeri" gibi şeyler vardı. Sanki ben o evi ilk kiraladığımda bu değerler yokmuş gibi. Kiracılık deneyimim boyunca, her an ev sahibinin gözünün üzerimde olduğunu hissettim. Bir keresinde makyaj masamdaki lekeleri bile soran bir mesaj aldım. Cilt bakımı rutinime gösterdiğim özeni ev sahibinin beklentilerine de göstermem gerekiyormuş gibiydi. Bu kadar detaycı ve müdahaleci bir tutum, insanı kendi evinde bile rahat bırakmıyor.
00