Türk kahvaltısı sosyal medyada o kadar şişirilmiş ki, insanın sanki her sabah Topkapı Sarayı'nda sofra kuruluyormuş gibi bir izlenimi oluşuyor. Ben Ankara'da yaşıyorum, 15 yıldır aynı semtte oturuyorum; çevremdeki kimsenin, hiç kimsenin her sabah o serpme sofraları kurmadığını bilirim. Geçen cumartesi sabahı, komşu Fatih'in balkonundan baktığımda masada yumurta, beyaz peynir, salatalık ve çay vardı. O kadar. Birkaç saat sonra Instagram'da gördüğüm bir videosu 47 beğeni almış, masada altı çeşit zeytin, üç farklı bal, kaymak, sucuk, pastırma, turşu, reçel, taze simit, sürk ekmek ve ne bilim ben daha neler.
Gerçek hayat böyle değil. Haftanın beş günü ben de kahvaltıyı çabuk geçiştiririm; saat 8'de bir bardak çay, bir dilim Sırma peyniri, marketten alınan beyaz ekmek. Pazarları biraz daha çaba gösterim, yumurta kızartırım, domates kesmeye uğraşırım. Ama her gün? Hayır. Sosyal medya kültürü, turistik rehberleri ve aşçı YouTuberları bu işi mahvetmiş. Öyle bir imaj yaratmışlar ki, sıradan bir Ankara evinde sabah yumurta yemeyen insan eksik kalıyor gibi hissediyor kendini.
Gerçek hayat böyle değil. Haftanın beş günü ben de kahvaltıyı çabuk geçiştiririm; saat 8'de bir bardak çay, bir dilim Sırma peyniri, marketten alınan beyaz ekmek. Pazarları biraz daha çaba gösterim, yumurta kızartırım, domates kesmeye uğraşırım. Ama her gün? Hayır. Sosyal medya kültürü, turistik rehberleri ve aşçı YouTuberları bu işi mahvetmiş. Öyle bir imaj yaratmışlar ki, sıradan bir Ankara evinde sabah yumurta yemeyen insan eksik kalıyor gibi hissediyor kendini.
00