2018'de "Manchester by the Sea"yi izledim, Trabzon'da bir sinema salonunda. O dönem ben de boşanma sürecindeyim, iki çocuk, ev kredisi, okul öncesi öğretmeni maaşı. Filmin kahramanı Casey Affleck'in oğlunu kaybetmesi ve sonra da kardeşinin ölümüyle baş etme çabası vardı. Ben o sahnelerde kendimi gördüm, ama farklı bir şekilde. Çocuklarım için "güçlü anne" oynamaya çalışıyordum, oysa ben sadece kendi duyguları susturmak istiyordum. Filmin sonunda Casey hiçbir şey çözmemiş, sadece yaşamaya devam etmiş. Sinema çıkışında anladım ki çözmek zorunda değilim, sadece sabah kalkmak ve çocuklara kahvaltı hazırlamak yeterli. Hayatın tam iyileşme anı değil, sadece ileriye doğru bir adım olduğunu o film öğretti.
00