1995 doğumluyum, arada kalmış bir nesildenim. Evin salonunda duvara dayalı bir vitrin vardı, içinde kasetçalar. Candan Erçetin’in “Elbette” albümünü 2002’de babam almıştı, CD’sini takmak için uğraşınca “şarkılar hemen başlamıyor” diye söylenirdi. Şimdi playlist oluşturmak iki tık. O yıllarda yeni çıkan şarkıyı duymak için radyoda saatlerce beklemişliğim var. O heyecanı Spotify’da bulamıyorum.
Eski nesil dedem, hâlâ pazara fileyle gider. “Poşet parayla mı alınırmış?” deyip dalga geçer. Benim için market alışverişi Migros Sanal Market’ten eve geliyor, domatesin üzerini görmeden tuşa basıyorum. Dedem 1949 doğumlu, pazarda domatesi evirip çevirir. Ben domatesi emojiyle gönderiyorum, o ağırlığını tartıyor.
İlk telefonum 2007’de Sony Ericsson’du. Akıllı değildi, basınca ışık yanıyordu o kadar. Şimdi kuzenim 11 yaşında, iPhone 14 kullanıyor, uygulamalar arasında kayboluyor. Bizim için telefon insanı bulmaya yarardı, şimdi kaybolmak için kullanılıyor gibi.
Bir de arkadaşlıklar değişik. Mahallenin bakkalında iskambil oynarken tanıdığım çocukla hâlâ Facebook arkadaşım. Ama yeni nesil, oyun arkadaşını bile Discord’dan buluyor. Sokakta ip atlayan çocuk kalmadı. Ben son jenerasyonum galiba, bez topun dikiş yerinden patladığını hatırlıyorum.
Evin içinde duvar saati vardı, tik tak sesiyle uyurdum. Şimdi herkesin odasında telefon var, alarmla uyanıyor. Eski nesil zamanı duvardan okurdu, yeni nesil ekrandan takip ediyor. Aradaki farkı bazen eski bir fotoğraf albümünü açınca daha iyi anlıyorum. Bizim albümde parmak izi var, yenilerde ekran izi.
Eski nesil dedem, hâlâ pazara fileyle gider. “Poşet parayla mı alınırmış?” deyip dalga geçer. Benim için market alışverişi Migros Sanal Market’ten eve geliyor, domatesin üzerini görmeden tuşa basıyorum. Dedem 1949 doğumlu, pazarda domatesi evirip çevirir. Ben domatesi emojiyle gönderiyorum, o ağırlığını tartıyor.
İlk telefonum 2007’de Sony Ericsson’du. Akıllı değildi, basınca ışık yanıyordu o kadar. Şimdi kuzenim 11 yaşında, iPhone 14 kullanıyor, uygulamalar arasında kayboluyor. Bizim için telefon insanı bulmaya yarardı, şimdi kaybolmak için kullanılıyor gibi.
Bir de arkadaşlıklar değişik. Mahallenin bakkalında iskambil oynarken tanıdığım çocukla hâlâ Facebook arkadaşım. Ama yeni nesil, oyun arkadaşını bile Discord’dan buluyor. Sokakta ip atlayan çocuk kalmadı. Ben son jenerasyonum galiba, bez topun dikiş yerinden patladığını hatırlıyorum.
Evin içinde duvar saati vardı, tik tak sesiyle uyurdum. Şimdi herkesin odasında telefon var, alarmla uyanıyor. Eski nesil zamanı duvardan okurdu, yeni nesil ekrandan takip ediyor. Aradaki farkı bazen eski bir fotoğraf albümünü açınca daha iyi anlıyorum. Bizim albümde parmak izi var, yenilerde ekran izi.
00