1998 yazında, İzmir'in Bornova ilçesinde ailemin eski Fiat Uno'suyla taşıt muayenesine gittim, o günler hâlâ aklıma gelir. Sabah 7'de sıraya girmiştim, önünde en az 40 araba vardı, herkes elinde belgelerle bekliyordu. Muayene istasyonunun o dar garajında, memurlar frenleri elle test ediyordu; benim arabanın arka fren balataları aşınmıştı, adam bir baktı ve "Geri dön, tamir et" dedi. Ertesi gün yeniden gittim, bu sefer lastik basıncını 2.2 bara çıkarmıştım, ama far ayarı yanlış çıktı, 1990 model lambaları ayarlamak epey uğraştırdı.
O muayenelerde her zaman bir belirsizlik olurdu, mesela o yıl 50 lira ücret ödemiştim, cüzdanımda kalan son paraydı. Yağmurlu havada beklerken, etraftaki eski arabaların sesleri ve kornalar, sanki bir tören gibiydi. Arabayı tamir ettirirken, mahalle tamircisi Ali Usta'nın dükkanında saatler harcamıştım, o günler şimdi özlemle hatırladığım bir çileydi. Muayeneden sonra eve dönerken, İzmir'in o dar sokaklarında trafikte sıkışmak, her şeyi daha da uzatıyordu. 1998'in sonunda, araba nihayet geçmişti, ama bir sonraki yıla kadar o stres devam ediyordu. Fiziksel kontrollerin yoğunluğu, şimdikilere göre bambaşkaydı. yılın o sıcak günlerinde, her detay bir anı bırakmıştı.
O muayenelerde her zaman bir belirsizlik olurdu, mesela o yıl 50 lira ücret ödemiştim, cüzdanımda kalan son paraydı. Yağmurlu havada beklerken, etraftaki eski arabaların sesleri ve kornalar, sanki bir tören gibiydi. Arabayı tamir ettirirken, mahalle tamircisi Ali Usta'nın dükkanında saatler harcamıştım, o günler şimdi özlemle hatırladığım bir çileydi. Muayeneden sonra eve dönerken, İzmir'in o dar sokaklarında trafikte sıkışmak, her şeyi daha da uzatıyordu. 1998'in sonunda, araba nihayet geçmişti, ama bir sonraki yıla kadar o stres devam ediyordu. Fiziksel kontrollerin yoğunluğu, şimdikilere göre bambaşkaydı. yılın o sıcak günlerinde, her detay bir anı bırakmıştı.
00