Diş hekimine gitme meselesi, benim için hala bir zaman yolculuğu gibi. 90'ların sonuydu sanırım, bizim mahallede yeni açılan bir muayenehane vardı, kapısında kocaman bir diş maketi dururdu. Annemle ilk gittiğimizde o koltuğa oturmak yerine, odanın köşesindeki süslü bitkileri incelemeye başlamıştım, sanki beni fark etmezlerse sıra bana gelmezdi.
O dönemin diş hekimleri, şimdiki gibi güler yüzlü değildi pek. Daha çok, "aç ağzını" komutları ve metal aletlerin çıkardığı sesler hafızama kazınmış. Özellikle o ağzı açtırma aleti, sanki çenemi yerinden çıkaracakmış gibi gelirdi, ben de inatla kapatmaya çalışırdım. Bir de o anestezi iğnesi vardı ki, tadı bile acı gelirdi çocuk aklımla.
O dönemin diş hekimleri, şimdiki gibi güler yüzlü değildi pek. Daha çok, "aç ağzını" komutları ve metal aletlerin çıkardığı sesler hafızama kazınmış. Özellikle o ağzı açtırma aleti, sanki çenemi yerinden çıkaracakmış gibi gelirdi, ben de inatla kapatmaya çalışırdım. Bir de o anestezi iğnesi vardı ki, tadı bile acı gelirdi çocuk aklımla.
00