İstanbul’da eski bir kitapçıda “muktedir” kelimesini duyduğumda afalladım. Sonradan anladım, bu kelimeyi ailemde en son dedem kullanıyordu. Bazen eski tapuları ya da mahkeme kararlarını okurken “beraberinde”, “hulus” gibi kelimeler çıkıyor karşıma. Ben kendimi Türkçe biliyorum sanıyordum, meğer eksik biliyormuşum. Evde bir defterim var, denk geldikçe eski kelimeleri oraya yazıyorum: “temessül”, “mülhem”, “tefekkür”. Kimseyle konuşurken kullanamıyorum, çünkü muhatap anlamıyor. Bir kelime ölünce, o kelimenin taşıdığı dünya da sanki sessizce ortadan kalkıyor.
00