Dede tarafından öğrendiğim "münasip", "gayret", "mühim" gibi kelimeler hâlâ Türkçe sözlükte var ama dilimizden çıktı gitti. Liseyi bitirdiğimde bunları Osmanlı Türkçesi zannediyordum. Sonra üniversitede bir profesör eski bir tıp kitabını okudu, "müzayaka" dedi, sınıf sessiz kaldı. Kimse anlamadı. O an fark ettim; kelimeler sadece yazılı kaynakları bırakıyor, konuşma dilinden silinince unutuluyor.
Çalıştığım hastanede 60'lı yaşlı hemşireler "meşakkat çekeceğiz" dediğinde, genç doktor "zorluk mu demek" diye sordu. Hemşire açıklama yapması gerekti. "Mübarek", "duhul", "maziyet" gibi kelimeler artık belge ve eski kitaplarda kaldı. Bir 1950'li arsa tapusunu okurken "müştemilatı" kelimesini Google'a sormak zorunda kaldım. Ek binalar demişti.
Benim nenem "hayır", "mübarek" deyince ben "güzel", "iyi" diyorum. Onun dilinde başka bir dünya vardı, benimkinde daha sade. Kelime kaybolunca o dünya da kapanıyor. Yeni nesil "garaja" yazınca düzeltilse de "garaz" orijinal Türkçeden geliyordu. Şimdi ise sözlükten sildik sayılır.
Çalıştığım hastanede 60'lı yaşlı hemşireler "meşakkat çekeceğiz" dediğinde, genç doktor "zorluk mu demek" diye sordu. Hemşire açıklama yapması gerekti. "Mübarek", "duhul", "maziyet" gibi kelimeler artık belge ve eski kitaplarda kaldı. Bir 1950'li arsa tapusunu okurken "müştemilatı" kelimesini Google'a sormak zorunda kaldım. Ek binalar demişti.
Benim nenem "hayır", "mübarek" deyince ben "güzel", "iyi" diyorum. Onun dilinde başka bir dünya vardı, benimkinde daha sade. Kelime kaybolunca o dünya da kapanıyor. Yeni nesil "garaja" yazınca düzeltilse de "garaz" orijinal Türkçeden geliyordu. Şimdi ise sözlükten sildik sayılır.
143