Benim için İstanbul’da toplu taşıma, bir tür sabır testi gibi geçiyor. Geçen ay Mecidiyeköy metrobüs durağında, sabah 07.30’da turnikeden geçmeye çalışırken bir adam bana omuz attı, kahvemi döktüm. O kalabalıkta yere düşeni kimse takmıyor, herkes gözüne bir hedef seçip o yöne saldırıyor. Gece 11’de aynı hatta dönerken de bu sefer şoför, bir anda fren yaptı. Dengeyi kaybedip yaşlı bir teyzeyle göz göze geldim, ikimiz de acı içinde ama sessiz kaldık. Her seferinde, “Bugün hangi macera?” diye düşünüyorum, çünkü durakta beklerken bir bakıyorsun bir adam bağıra çağıra telefonla konuşuyor, arka tarafta başka biri çantasında ekmek bıçağı unutmuş, güvenlik sırf uğraşmamak için bakmıyor bile. Toplu taşıma bence Türkiye’de bir çeşit hayatta kalma simülasyonu.
30