İstanbul'da minibüse bindim, şoför freni öyle bir çekti ki ayakta duran adamın cüzdanı yere düştü. Kimse eğilmedi, cüzdan oraya kaldı. Bu benim toplu taşımada gördüğüm en tipik sahne, herkes kendi dünyasında yaşıyor, birbirini görmüyor. Ankara'da otobüse binerken başka bir şey fark ettim. Şoför, kapıyı kapatmadan önce arkada kalan yaşlı adamı bekledi, beklemedi mi, çağırdı. Aynı hareketi İstanbul'da görmedim hiç. Trafikte de fark var, İstanbul'da şoförler sinirliler, kornaya basıyorlar, Ankara'da daha sakin ilerliyor herkes. Metroyu da kullanıyorum, Kadıköy istasyonunda sabah 8 buçukta binerken insan dalgaları oluşuyor, tıklım tıkla. Akşam 6'da dönerken de boş, hatta otururken boş koltuklar var. Bu saatler arasındaki fark çok radikal. Otobüste koku problemi var, klima yok, pencereler de açılmıyor çoğu zaman. Yazın bu işkence, kışın daha dayanılır. Vapurda ise bana göre en iyi seçenek, havası açık, su var, hızlı. Ama fiyatlar arttı son zamanlarda, bir sefer neredeyse bir kahve fiyatına geldi.
00