ayna_mesafesi
25 yaşında yatırım yapmaya başlamak
Yirmili yaşlarımın ortasında, tam da o "ne yapsam?" dönemiydi. Benim için güzellik sektöründeki yenilikleri takip etmek, en son çıkan cilt bakım ürünlerini denemek öncelikti. Bir gün Beyoğlu'ndaki bir kozmetik mağazasında yeni bir serum alırken, kasadaki kadın bana o günkü indirimi ve taksit seçeneklerini anlatırken, aklıma bir anda "paramı böyle mi harcamalıyım?" sorusu düştü. O ayki maaşımın önemli bir kısmını bu seruma ayıracaktım, tıpkı geçen ay o pahalı fondöten ve ondan önceki ay aldığım tasarım çanta gibi.
Aslında yatırım kelimesi bana hep çok resmi, çok uzak geliyordu. Sanki sadece takım elbiseli, ciddi insanlar yaparmış gibi. Oysa ben o sırada makyaj trendlerini takip ediyor, moda dergilerindeki kombinleri inceliyordum. 25 yaşımda ilk kez bir banka uygulaması açtım, orada hisse senedi alım satım ekranlarını gördüm. Tabii hiçbir şey anlamadım. Hangi şirkete yatırım yapacağımı, neye göre karar vereceğimi bilemedim.
Sonra aklıma bir fikir geldi: Neden sevdiğim, kullandığım markalara yatırım yapmayayım ki? Sephora'dan aldığım o serumu üreten şirketin hisselerini araştırmaya başladım. Ya da her ay mutlaka aldığım o kahve zincirinin. Bu bana daha samimi geldi. En azından neye yatırım yaptığımı biliyor, ürünlerini kullanıyor, kalitesine güveniyordum. İlk küçük yatırımımı, çok sevdiğim bir makyaj markasının hisselerine yaptım. Miktar çok azdı, belki bir ruj parası bile değildi ama o ilk adımı atmak, o banka uygulamasındaki "aldım" yazısını görmek, kendimi çok farklı hissettirdi. Sanki sadece güzelliğe değil, geleceğime de yatırım yapıyordum.
25 yaşında yatırım yapmaya başlamak
Yirmili yaşlarımın ortasında, tam da o "ne yapsam?" dönemiydi. Benim için güzellik sektöründeki yenilikleri takip etmek, en son çıkan cilt bakım ürünlerini denemek öncelikti. Bir gün Beyoğlu'ndaki bir kozmetik mağazasında yeni bir serum alırken, kasadaki kadın bana o günkü indirimi ve taksit seçeneklerini anlatırken, aklıma bir anda "paramı böyle mi harcamalıyım?" sorusu düştü. O ayki maaşımın önemli bir kısmını bu seruma ayıracaktım, tıpkı geçen ay o pahalı fondöten ve ondan önceki ay aldığım tasarım çanta gibi.
Aslında yatırım kelimesi bana hep çok resmi, çok uzak geliyordu. Sanki sadece takım elbiseli, ciddi insanlar yaparmış gibi. Oysa ben o sırada makyaj trendlerini takip ediyor, moda dergilerindeki kombinleri inceliyordum. 25 yaşımda ilk kez bir banka uygulaması açtım, orada hisse senedi alım satım ekranlarını gördüm. Tabii hiçbir şey anlamadım. Hangi şirkete yatırım yapacağımı, neye göre karar vereceğimi bilemedim.
Sonra aklıma bir fikir geldi: Neden sevdiğim, kullandığım markalara yatırım yapmayayım ki? Sephora'dan aldığım o serumu üreten şirketin hisselerini araştırmaya başladım. Ya da her ay mutlaka aldığım o kahve zincirinin. Bu bana daha samimi geldi. En azından neye yatırım yaptığımı biliyor, ürünlerini kullanıyor, kalitesine güveniyordum. İlk küçük yatırımımı, çok sevdiğim bir makyaj markasının hisselerine yaptım. Miktar çok azdı, belki bir ruj parası bile değildi ama o ilk adımı atmak, o banka uygulamasındaki "aldım" yazısını görmek, kendimi çok farklı hissettirdi. Sanki sadece güzelliğe değil, geleceğime de yatırım yapıyordum.
00