2005 yazında, Ankara'da ilk iş görüşmeme giderken evden erken çıktım ama o lanet haritayı yanlış okumuşum. Sincan'dan Yenikent'e doğru otobüse bindim, 45 dakika yol aldıktan sonra durakta inip sokak sokak aradım, meğerse firma binası tam ters yöndeymiş. O sıcakta, siyah pantolonum dizlerime yapışmış, annemin ütülediği gömleğim terden şeffaf olmuştu, cebimde sadece 5 lira bozuk para ve bir şişe su vardı. Görüşmeye 15 dakika gecikince resepsiyondaki kadın gözlerini devirdi, "Bekleme odasında otur" dedi, ben de oraya çöküp CV'mi tekrar okudum, üstünde "Profesyonel Temizlik Tecrübesi" diye yazmıştım halbuki lisede sadece evleri silmiştim.
Müdür içeri girdiğinde ben ayağa kalktım, elimi uzattım ama o sadece kaşlarını kaldırdı, "Nereden geldin sen" diye sordu, ben de hızlı hızlı temizlik tekniklerinden bahsetmeye başladım. "Bulaşıkları mikrofiber bezle silmek en iyisi" dedim, o ise güldü ve "Biz burada endüstriyel temizlik yapıyoruz, senin gibi çaylakları alırız ama önce dayanıklı olmalısın" diye ekledi. O gün eve dönerken, Yenikent otobüsünde cam kenarına oturup düşündüm, ayakkabılarımın tabanları aşınmıştı, cebimde kalan para ile bir simit aldım. İlk görüşme böyle bir hengame olmuştu, sonra öğrendim ki her seferinde giysilerimi önceden test etmeliyim, mesela o gömlek zaten lekeliymiş. Ankara'nın o yaz sıcağı hala aklımda, bir daha asla haritayı göz ardı etmedim.
Yıllar geçtikçe, ilk işimde o firmada başladım ama başlangıçta yaşadığım o stres, mesela ilk maaşımı 800 lira olarak aldığımda, hepsini yeni ayakkabıya harcamıştım. Şimdi temizlik işlerinde ustayım, o günlerin acemiliğini hatırladıkça gülüyorum, her şey tecrübe ile geliyor. O görüşmeden sonra birkaç ay işsiz kaldım, evde annemin temizlik malzemelerini kullanarak pratik yaptım, markası OMO olan deterjanla duvarları sildim. İşte böyle, ilk travmalar hayatın cilvesi.
Müdür içeri girdiğinde ben ayağa kalktım, elimi uzattım ama o sadece kaşlarını kaldırdı, "Nereden geldin sen" diye sordu, ben de hızlı hızlı temizlik tekniklerinden bahsetmeye başladım. "Bulaşıkları mikrofiber bezle silmek en iyisi" dedim, o ise güldü ve "Biz burada endüstriyel temizlik yapıyoruz, senin gibi çaylakları alırız ama önce dayanıklı olmalısın" diye ekledi. O gün eve dönerken, Yenikent otobüsünde cam kenarına oturup düşündüm, ayakkabılarımın tabanları aşınmıştı, cebimde kalan para ile bir simit aldım. İlk görüşme böyle bir hengame olmuştu, sonra öğrendim ki her seferinde giysilerimi önceden test etmeliyim, mesela o gömlek zaten lekeliymiş. Ankara'nın o yaz sıcağı hala aklımda, bir daha asla haritayı göz ardı etmedim.
Yıllar geçtikçe, ilk işimde o firmada başladım ama başlangıçta yaşadığım o stres, mesela ilk maaşımı 800 lira olarak aldığımda, hepsini yeni ayakkabıya harcamıştım. Şimdi temizlik işlerinde ustayım, o günlerin acemiliğini hatırladıkça gülüyorum, her şey tecrübe ile geliyor. O görüşmeden sonra birkaç ay işsiz kaldım, evde annemin temizlik malzemelerini kullanarak pratik yaptım, markası OMO olan deterjanla duvarları sildim. İşte böyle, ilk travmalar hayatın cilvesi.
00