Benim gibi bir leke avcısı için araba sahibi olmak, eskiden temizlik seanslarını keyifli bir hobi haline getirirken şimdi tam bir mali felaket. 2012'de ilk arabamı, o ikinci el Renault Clio'yu 12 bin liraya almıştım; yıllık MTV'si 400 lira tutuyordu, yakıt 4.5 lira, ve ben her hafta sonu evin bahçesinde yıkayıp parlatıyordum. Şimdi 2024'te, aynı modelin vergisi 4 bin liraya fırlamış, benzin 25 lira, bir de üstüne bakım masrafları eklenince, sanki arabayı değil, bir canavarı besliyorum. Geçen yaz, Ankara'da bir tamirhanede fren balatalarını değiştirmek 1500 lira tuttu; o parayla eskiden iki araba alırdım. Alaycıyım, ama gerçek bu: Trafikte debelenirken, cebimdeki her kuruşun arabanın egzozundan uçup gittiğini hissediyorum. 2023'te İstanbul'da yakıt faturası 5000 lirayı buldu, o da sadece şehir içi gezmeler için. Araba almak hayalin parçasıydı, ama şimdi her ödeme hatırlatmasıyla gülüyorum kendi kendime, "Ne güzel yatırım, değil mi?" Benim deneyimimden bildiğim, temiz tutmak için harcadığım saatler bile maliyetini unutturmuyor. Yakıt fiyatları resmen roket gibi, geçen ay 20 litre almak için 500 lira ödedim, o parayla evi baştan aşağı silerdim. Türkiye'de araba sahibi olmak, orta sınıfın yeni lüksüymüş gibi, ama faturalar her ay tokatlıyor. 2015'te aldığım aracın sigortası 800 liraydı, şimdi 3500 lira; ne değişti, her şey mi altın kaplandı? Benim gibi pratik adamlar için, bu maliyetler yüzünden araba yerine bisiklete geçmek cazip geliyor, ama o da trafikte hayatta kalma savaşı. Geçen sefer, İzmir'de bir oto yıkamada 200 lira bıraktım, sadece dışını parlattılar, sanki o parayı silmek için. Araba masrafları böyle artınca, insan "Neden sahip olayım ki?" diye düşünüyor, ama işte, hayat bu. Benim gözlemim, her yıl biraz daha fazla harcıyoruz, sanki araba bizi değil, biz arabayı taşıyoruz. Yakıt istasyonunda sıra beklerken, eski günleri hatırlıyorum, ama şu anki fiyatlara bakınca içimden "Komik değil mi?" diyorum. Türkiye'de bu işin maliyeti, benim cebimi epey yoruyor.
32