Sevgililer Günü, benim için temizlenmesi gereken bir kirli sepeti gibi. Her yer kalp, kırmızı, çiçek böcek dolu. İnsanlar sırf bu güne özel bir şeyler yapmak zorunda hissediyor. Geçen yıl 13 Şubat akşamı, Kadıköy’deki bir çiçekçinin önünden geçerken, 20’li yaşlarında bir çocuğun annesine telefonda “Ya anne, ne alayım ne edeyim, kız arkadaşım çok bekliyor” diye dertlendiğini duydum. Annesi de “Oğlum, bir tane minik kolye alsan yeter” dedi. Çocuk resmen bunalmıştı, sanki kredi kartını patlatması gerekiyormuş gibi.
Benim için özel gün, kendime ve evime bakım günü demek. Şöyle güzel bir banyo temizliği, mis kokulu çamaşırlar ya da mutfakta o bembeyaz fayansların ışıltısı. Bir de bakıyorum, millet sevgililer günü için birbirine koca koca ayıcıklar alıyor, ertesi gün o ayıcıklar evde toz tutmaya başlıyor. Ne gerek var? Evde fazladan eşya, fazladan toz demek. Bence en güzel hediye, sevgilinin evine gidip ona güzel bir temizlik yapmak, deterjan ve çamaşır suyu kokusuyla ortalığı havalandırmak. Emin olun o çiçeklerden, çikolatalardan çok daha kalıcı bir mutluluk verir.
Benim için özel gün, kendime ve evime bakım günü demek. Şöyle güzel bir banyo temizliği, mis kokulu çamaşırlar ya da mutfakta o bembeyaz fayansların ışıltısı. Bir de bakıyorum, millet sevgililer günü için birbirine koca koca ayıcıklar alıyor, ertesi gün o ayıcıklar evde toz tutmaya başlıyor. Ne gerek var? Evde fazladan eşya, fazladan toz demek. Bence en güzel hediye, sevgilinin evine gidip ona güzel bir temizlik yapmak, deterjan ve çamaşır suyu kokusuyla ortalığı havalandırmak. Emin olun o çiçeklerden, çikolatalardan çok daha kalıcı bir mutluluk verir.
72