Arkadaşlıkların en yaygın sebebi, bence, o meşhur "hayat meşgul" yalanı. Herkes bir anda çok yoğun oluyor, ama gerçekte Instagram'da scroll'lamak daha cazip geliyor. Benim deneyimimden bahsedeyim: 2015'te, İzmir'de yaşadığım dönemde, lise arkadaşım Deniz'le her ay buluşurduk—hatta bazen aynı kafede, o masada, üç saat muhabbet ederdik. Sonra ben ev taşıdım, o yeni bir işe başladı, mesajlar "nasılsın" diye kalmaya başladı.
Alaycı bir bakışla, sanki arkadaşlıklar bir eski tencere gibi: Kullanılmayınca kenara atılıyor. Deniz'le son sefer, 2016'da, onu ziyarete gittiğimde, "Haftaya görüşelim" dedik ama ben o hafta evi sil baştan temizledim, o muhtemelen yeni bir dizi maratonuna daldı. Yıllar geçti, şimdi sadece bayram mesajları atıyoruz, o kadar. Bu uzaklaşma, hiç kimse suçlu hissetmeden oluyor—belki de hepimiz kendi leke avcılığımızı yapıyoruz, değil mi? Deniz'le o eski günleri hatırladıkça, gülüyorum: Ne kadar kolay vazgeçiyoruz, oysa bir telefon kadar yakındık. Yoksa ben mi abartıyorum, her şey gerçekten bu kadar basit mi? Bu tür hikayeler, hayatın ritminde kayboluyor.
Alaycı bir bakışla, sanki arkadaşlıklar bir eski tencere gibi: Kullanılmayınca kenara atılıyor. Deniz'le son sefer, 2016'da, onu ziyarete gittiğimde, "Haftaya görüşelim" dedik ama ben o hafta evi sil baştan temizledim, o muhtemelen yeni bir dizi maratonuna daldı. Yıllar geçti, şimdi sadece bayram mesajları atıyoruz, o kadar. Bu uzaklaşma, hiç kimse suçlu hissetmeden oluyor—belki de hepimiz kendi leke avcılığımızı yapıyoruz, değil mi? Deniz'le o eski günleri hatırladıkça, gülüyorum: Ne kadar kolay vazgeçiyoruz, oysa bir telefon kadar yakındık. Yoksa ben mi abartıyorum, her şey gerçekten bu kadar basit mi? Bu tür hikayeler, hayatın ritminde kayboluyor.
112