Pazartesi sendromuyla başa çıkmak için kendime küçük numaralar buldum. Pazar gecesi YouTube’da “lunch prep” videoları izleyip salak salak sandviçler hazırlıyorum. Salı sabahı uyandığımda o sandviçi bulmak, pazartesiye göre daha iyi hissettiriyor. Pazartesi sabahı ise tıkır tıkır kahve makinesi çalışıyor, alarm sesiyle yarışıyorlar. Alarmı erteleyince suçluluk hissettiğim için, telefonun alarmını banyoya bırakmaya başladım. Kalkıp kapatmak için mecburen yataktan çıkınca, uykunun ağırlığı biraz azalıyor.
Ofise gitmem gerekmiyorsa evde sabah 9’da içime çektiğim ilk filtre kahveyle kendime gelişim milat gibi. İşe yetişme derdiyle değil de, sırf kendim için o kahveyi hazırlayınca pazartesi azıcık daha çekilir hale geliyor. Bazen Spotify’da 90’lar Türkçe pop açıyorum, çocukken pazartesi sabahlarını hatırlatan şarkılar. Böyle küçük rutinler, haftanın en sevimsiz günüyle aramda tampon bölge oluyor. Pazartesinin gaddarlığına karşı insan kendine acayip taktikler geliştiriyor, başka yolu yok.
Ofise gitmem gerekmiyorsa evde sabah 9’da içime çektiğim ilk filtre kahveyle kendime gelişim milat gibi. İşe yetişme derdiyle değil de, sırf kendim için o kahveyi hazırlayınca pazartesi azıcık daha çekilir hale geliyor. Bazen Spotify’da 90’lar Türkçe pop açıyorum, çocukken pazartesi sabahlarını hatırlatan şarkılar. Böyle küçük rutinler, haftanın en sevimsiz günüyle aramda tampon bölge oluyor. Pazartesinin gaddarlığına karşı insan kendine acayip taktikler geliştiriyor, başka yolu yok.
73