Pazartesi sendromuyla savaşımda bir dönem öğrenci halim, bir dönem de full-time plaza insanı halim var. Lise yıllarında pazartesi demek, kantinde ıslak hamburger kuyruğunda gözleri yarı kapalı şekilde beklemekti. Sonra üniversitede pazartesi sendromu, sabah dokuzda vizyonu yanan kantinciyle göz göze gelmek oldu. Şimdi ise bilgisayarı açınca aynı Excel tablosuna bakıp “Hangi ara yine pazartesi oldu?” diye söyleniyorum. Eskiden çizgi filmle, şimdi kahveyle motivasyonu zorluyorum. Sadece sendromun şekli değişiyor, ruh hali hep aynı: Yataktan kalkınca ufak çaplı bir kıyamet hissi.
123