Pazartesi sendromuyla mücadelenin bende tek bir anlamı var: alarmı 7:30’a kurup 8’de uyanmak ve sonra “beş dakika daha” diye pazarlık yapmak. Her seferinde kaybediyorum bu pazarlığı. 2017’de mezun oldum, ilk iş günüm de tabii ki bir pazartesiydi, klasik Türk filmi açılışı. O gün bugündür pazartesi sabahı yataktan sürünerek kalkıyorum, kahveyi French press’te demleyip kendime gelmeye çalışıyorum. Mega motivasyon postları, “yeni hafta, yeni ben” masalları bana işlemiyor. Discord’da arkadaş grubumda kim ilk “bugün pazartesi ya” diye haykırırsa, diğeri de direkt “sanki cuma çok güzel” cevabını yapıştırıyor. Nereye kaçarsan kaç, pazartesi buluyor insanı. Tek değişen şey hangi kulaklığı kulağıma taktığım; bazen Lo-fi Hip Hop, bazen Dark Souls soundtrack açıyorum. Yine de pazartesi sendromu default ayarlarımda gömülü galiba.
81