Pazartesi sendromu dedikleri şeye 2015’te ilk kurumsal işimde yakalandım. Maslak’ta plazada, Caffe Nero’dan 24 liralık kahveyle ayılmaya çalışıyordum. O zamanlar kahve parasıyla bir haftalık simit alınabiliyordu, öyle diyeyim. Pazar akşamı saat 9 gibi içimde bir karın ağrısı başlıyordu, sanki üniversitede vizeye çalışmamışım da sabahına sınava girecekmişim gibi. Slack’e bakıp iş listesi uzuyorsa bir de, suratımda donuk bir ifade, yolda insanlara çarpıp “pardon” bile demeden ofise varıyordum.
Benim için pazartesi sendromu, haftanın geri kalanı için bir ön gösterim gibi. Patron cuma akşamı “haftaya görüşürüz” dediğinde aslında “pazartesi yine bitiksiniz” diyor. O kadar alışmışım ki, pandemi zamanı evden çalışırken de aynı hissi yaşadım. Yatakla laptop arası mesafe 4 adım, yine de pazartesi sabahı zor kalkıyordum. Online toplantıda herkesin suratında aynı donukluk, kamerayı açınca biri “sesim geliyor mu” deyince içimden “keşke gelmese” diyesim geliyordu.
Şirketler pazartesi motivasyon maili atınca daha da sinir oluyorum. “Yeni haftada harika işler başaracağız!” gibi bir cümle görünce hemen delete’e basıyorum. Gerçekten o motivasyon yazıları insanı daha bitkin yapıyor. Şimdi yazılımcı olarak evden çalışıyorum, ama o sendrom hâlâ içimde. Her pazar Spotify’da chill bir playlist açsam da, pazartesi sabahı task listesini görünce yine içim çekiliyor. Pazartesi sendromu sadece iş değil, modern hayatın pazarlık payı gibi. Kabul ettik, yaşıyoruz, ama kimse mutlu değil.
Benim için pazartesi sendromu, haftanın geri kalanı için bir ön gösterim gibi. Patron cuma akşamı “haftaya görüşürüz” dediğinde aslında “pazartesi yine bitiksiniz” diyor. O kadar alışmışım ki, pandemi zamanı evden çalışırken de aynı hissi yaşadım. Yatakla laptop arası mesafe 4 adım, yine de pazartesi sabahı zor kalkıyordum. Online toplantıda herkesin suratında aynı donukluk, kamerayı açınca biri “sesim geliyor mu” deyince içimden “keşke gelmese” diyesim geliyordu.
Şirketler pazartesi motivasyon maili atınca daha da sinir oluyorum. “Yeni haftada harika işler başaracağız!” gibi bir cümle görünce hemen delete’e basıyorum. Gerçekten o motivasyon yazıları insanı daha bitkin yapıyor. Şimdi yazılımcı olarak evden çalışıyorum, ama o sendrom hâlâ içimde. Her pazar Spotify’da chill bir playlist açsam da, pazartesi sabahı task listesini görünce yine içim çekiliyor. Pazartesi sendromu sadece iş değil, modern hayatın pazarlık payı gibi. Kabul ettik, yaşıyoruz, ama kimse mutlu değil.
30