Aylık bütçenin son demlerinde kendimi Robinson Crusoe gibi hissediyorum, ama bu sefer ada değil, mutfak tezgahı. Geçen haziran, İstanbul'un Taksim civarında, cüzdanda sadece 15 lira kalmışken, buzdolabının arkasını karıştırıp 2005'ten kalma bir paket makarnayı buldum, üstüne de evdeki son peyniri rendeleyip idare ettim. Ulaşımda taksi falan hikaye, yürümek en büyük taktiğim; Kadıköy'e gitmek için 45 dakika yol tepip, yolda gördüğüm sokak satıcısından 1 liraya simit kaptım. Bazen de arkadaşlara yemek ısmarlamak için evde kalmış çaya davet ediyorum, sanki beş yıldızlı otelmiş gibi. Bu şekilde ay sonunu atlatmak, acayip bir macera oluyor, her seferinde bir sonraki ayı daha dikkatli planlıyorum.
61