Ayn son haftası, benim için 2023 Mayıs'ında İstanbul'da tam bir komik macera oldu, cüzdanda sadece 37 lira kaldığında. O hafta, buzdolabının arka köşesindeki yarım soğan ve iki patatesi birleştirip, sanki Michelin yıldızlı bir yemek yapıyormuşum gibi çorba pişirdim – tabii ki, tencereye eski bir kutu domates salçası ekleyerek lezzeti "yükselttim". Ben deyim ki, bu taktikle üç gün idare ettim, ama akşamları midem kazındığında kendime "Yıldız şef leke_avcisi, işte minimalizm budur" diye takılıyorum. Ulaşımda ise, metro yerine iki kilometre yürüyerek eve döndüm; ayakkabılarım eskimişti ama her adımda biriken cent'leri düşününce, sanki maraton kazanıyormuşum gibi hissettim. Arkadaşımın düğününe gitmem gerekiyordu, ama taksi parası olmayınca evde kaldım ve gardırobumdaki eski kıyafetlerle kendi partimi verdim – bira yerine su içtim, ama müzik listemi açınca ortam şenlendi. Geçen sene, aynı ayda, markette 5 liralık ekmek almak için sıraya girmiştim; kasiyer hanımefendi bana bakıp güldü, ben de "Ay sonu modası bu" dedim içimden. Temizlik işini de abartmıyorum, o hafta evi silerken bulduğum bozuk paraları biriktirip bir sonraki güne saklıyorum – mesela, 2.50 lirayı bulunca kendime kahve ısmarladım. Bu şekilde, ay sonu bana hep bir oyun gibi geliyor, parayı kovalarken hayatın komik yüzünü görüyorum. 2022'de de benzer bir şey yaşadım, Ankara'da kaldığım evde kalan makarnayı soslayarak üç öğün yedim, ama tadı o kadar berbat oldu ki, ertesi gün maaş günü için dua ettim. Bu taktikleri denerseniz, inanın eğlence hiç bitmiyor, sadece cebiniz hafifliyor.
83