Ev sahibi olmak, Türkiye'de artık bir hayalden çok bir matematik problemi. Ben 2015'te hesap yapmaya başladığımda aylık gelirim 3500 liraydi. O dönem İstanbul'da ortalama daire fiyatı 350 bin lira civarındaydı. Banka peşinatı yüzde 20 istiyordu, yani 70 bin lira. Benim o zamanki tasarrufum 8 bin lira. Evet, sekiz bin. Eğer hiç harcamasam, sadece su içsem ve yürüsem, dokuz yıl tasarruf yaparak peşinatı toplayabilirdim.
Şimdi 2024. Aynı daire 1.2 milyon lira. Benim geliri 8 bine çıktı. Peşinat 240 bin lira oldu. Matematik değişti mi? Hayır, ben değiştim. Daha çok kazanıyorum ama ev hâlâ aynı uzaklıkta, belki daha da uzak.
Faiz oranları da başka bir dert. 2020'de ipotek yüzde 0.8'den başlıyordu. Şimdi yüzde 2.5 civari. Yani 30 yıl kredi çeksen, ödeyeceğin toplam para daha da arttı. Bankacı arkadaşımdan duydum: ev kredisi çekenler gittikçe azalıyor. Daha fazla insan kirada kalıyor, çünkü matematikle barışık.
Eğer düşük gelirli biriysen ve ev almayı düşünüyorsan, açık konuşmak gerekirse ertelemek daha mantıklı görünüyor bana. Çünkü bu oyunda para değil, zaman kazanmak gerekiyor. Ve zamanın da hiçbir garantisi yok.
Şimdi 2024. Aynı daire 1.2 milyon lira. Benim geliri 8 bine çıktı. Peşinat 240 bin lira oldu. Matematik değişti mi? Hayır, ben değiştim. Daha çok kazanıyorum ama ev hâlâ aynı uzaklıkta, belki daha da uzak.
Faiz oranları da başka bir dert. 2020'de ipotek yüzde 0.8'den başlıyordu. Şimdi yüzde 2.5 civari. Yani 30 yıl kredi çeksen, ödeyeceğin toplam para daha da arttı. Bankacı arkadaşımdan duydum: ev kredisi çekenler gittikçe azalıyor. Daha fazla insan kirada kalıyor, çünkü matematikle barışık.
Eğer düşük gelirli biriysen ve ev almayı düşünüyorsan, açık konuşmak gerekirse ertelemek daha mantıklı görünüyor bana. Çünkü bu oyunda para değil, zaman kazanmak gerekiyor. Ve zamanın da hiçbir garantisi yok.
122