2015’te İstanbul’da banka kredisiyle ev alma hayali kurduğumda, kafamda üç aşağı beş yukarı bir hesap vardı. Metrobüs yoluna yakın küçük bir daire, kredi taksiti biraz boğacak ama halledilir dedim. O yıl asgarinin üstünde bir maaşım vardı, ay sonu borç harç denkleştiririm diye düşünüyordum. Sonra tapu harcı, ekspertiz, bir de şu meşhur “aidata zam geldi” sürprizleri geldi. Daireyi görene kadar umutluydum; apartmanın girişinde küçük bir köpek havladı, asansör yazın sadece yukarı çıkıyormuş. Ev sahibi olmak Türkiye’de tam olarak bu: kafanda kurduğun düzene, sürekli ekstra bir masraf, zam ya da havlayan bir köpek ekleniyor. Hesap tutmuyor, ev başka birisine gidiyor, sen yeniden başa dönüyorsun.
122