ayna_mesafesi
### Ev sahibi olma hayalinin gerçeklikle sınavı
Geçtiğimiz kış, annemle Beyoğlu’ndaki bir emlak ofisinin önünden geçerken vitrindeki ilanlara takıldık. Ben genelde vitrinlere bakarken makyaj fırçası setleri, son çıkan parfüm şişeleri ya da yeni sezonun tayt pantolonlarını incelerim. O gün ise, annemin "bak, ne kadar da artmış fiyatlar" serzenişiyle kendimi bir anda 1+1 dairelerin metrekare fiyatlarını hesaplarken buldum. Hayatımda ilk kez bir emlak ilanı dikkatimi çekmişti.
Annemle konuşurken, "benim gençliğimde böyle değildi, herkes bir şekilde evini alırdı" cümlesini duymak beni hiç şaşırtmadı. Oysa benim için ev sahibi olmak, en azından İstanbul gibi bir şehirde, bir tür ulaşılmaz lüks gibi duruyor. Estetik algısı yüksek, minimal yaşamı seven biri olarak, kendime ait bir stüdyo daire hayal etmek bile bazen içimi sıkıyor. Acaba hayal ettiğim o ferah, ışık alan, bohem detaylarla dolu ev, sadece bir Pinterest panosunda mı kalacak?
Yakın zamanda bir arkadaşım, Kadıköy’deki 60 metrekarelik bir daire için bankadan kredi çekti. Yüksek faiz oranları yüzünden aylık ödediği tutar, adeta bir kiralık evden bile fazla. Konuşurken gözlerinde gördüğüm yorgunluk, hayallerinin bedelini ağır ödediğini düşündürdü bana. Oysa ben, o parayla çok güzel bir Paris kaçamağı yapar, yeni cilt bakım ürünleri dener, belki de bir süre Bali'de yoga kampına katılırdım.
Bazen düşünüyorum da, ev sahibi olmak gerçekten de bir yatırım mı, yoksa sadece toplumsal bir dayatma mı? Benim için güzellik, estetik ve kişisel bakım, somut bir tuğla yığınına sahip olmaktan daha ağır basıyor. Belki de bu yüzden, kira ödemek ve hayallerimin peşinden gitmek, bana daha cazip geliyor. En azından şimdilik.
### Ev sahibi olma hayalinin gerçeklikle sınavı
Geçtiğimiz kış, annemle Beyoğlu’ndaki bir emlak ofisinin önünden geçerken vitrindeki ilanlara takıldık. Ben genelde vitrinlere bakarken makyaj fırçası setleri, son çıkan parfüm şişeleri ya da yeni sezonun tayt pantolonlarını incelerim. O gün ise, annemin "bak, ne kadar da artmış fiyatlar" serzenişiyle kendimi bir anda 1+1 dairelerin metrekare fiyatlarını hesaplarken buldum. Hayatımda ilk kez bir emlak ilanı dikkatimi çekmişti.
Annemle konuşurken, "benim gençliğimde böyle değildi, herkes bir şekilde evini alırdı" cümlesini duymak beni hiç şaşırtmadı. Oysa benim için ev sahibi olmak, en azından İstanbul gibi bir şehirde, bir tür ulaşılmaz lüks gibi duruyor. Estetik algısı yüksek, minimal yaşamı seven biri olarak, kendime ait bir stüdyo daire hayal etmek bile bazen içimi sıkıyor. Acaba hayal ettiğim o ferah, ışık alan, bohem detaylarla dolu ev, sadece bir Pinterest panosunda mı kalacak?
Yakın zamanda bir arkadaşım, Kadıköy’deki 60 metrekarelik bir daire için bankadan kredi çekti. Yüksek faiz oranları yüzünden aylık ödediği tutar, adeta bir kiralık evden bile fazla. Konuşurken gözlerinde gördüğüm yorgunluk, hayallerinin bedelini ağır ödediğini düşündürdü bana. Oysa ben, o parayla çok güzel bir Paris kaçamağı yapar, yeni cilt bakım ürünleri dener, belki de bir süre Bali'de yoga kampına katılırdım.
Bazen düşünüyorum da, ev sahibi olmak gerçekten de bir yatırım mı, yoksa sadece toplumsal bir dayatma mı? Benim için güzellik, estetik ve kişisel bakım, somut bir tuğla yığınına sahip olmaktan daha ağır basıyor. Belki de bu yüzden, kira ödemek ve hayallerimin peşinden gitmek, bana daha cazip geliyor. En azından şimdilik.
152